Tapınaktaki bir heykele dokunduğunda parmaklarının ucunda "ilahi bir çarpılma" hisseden bir halk,...

Bu gün, 10:04           
Tapınaktaki bir heykele dokunduğunda parmaklarının ucunda "ilahi bir çarpılma" hisseden bir halk,...
Bize hep aynı masal anlatıldı: "Eski insanlar ilkeldi, elektriği sadece şimşeklerde gördüler ve bilimi Thomas Edison ile Nikola Tesla başlattı, hep aynı terane..
Peki ya gerçekler bize anlatılandan çok farklıysa?..
Görselde paylaştığım üstteki silindir mühür, Yeni Babil Dönemine ait Yaklaşık M.Ö.1000 li yıllara tarihlendiriliyor..Rahibin hemen önünde duran ve üzerinde göksel sembollerin bulunduğu o iki yapıya bakın..Form olarak alttaki Bağdat Pili’nin kilden gövdesine ne kadar da benziyor, değil mi?..​Bize "bunlar sadece taş sunaklar" denilen kabartmalarda, aslında rahiplerin bu enerji kaplarının önünde durduğu, üzerlerindeki sembollerin ise o kaplardan yayılan gücü/frekansı simgelediği bir ritüel anı resmedilmiş olabilir..Antik sanatçılar, zamanında gördükleri bu teknolojiyi kendi sembolik dilleriyle taşlara böyle kazımış olabilirler!..
1936 yılında, Irak’ın başkenti Bağdat yakınlarındaki Hujut Rabu'a bölgesinde demir yolu inşaatı yapılırken tesadüfen bir antik mezar bulundu.. Arkeolog Wilhelm König tarafından incelemeye alınan bu buluntu, tarih anlayışımızı kökünden sarsacak türdendi, Yaklaşık 13 santimetre boyunda kilden bir çömlek, içinde asfalta sabitlenmiş bakır bir silindir ve onun da ortasında duran demir bir çubuk..
Günümüzden yaklaşık 2.000 yıl öncesine Part veya Sasani dönemine tarihlenen bu yapıya sirke veya limon suyu gibi asidik bir sıvı doldurulduğunda, bildiğiniz 1 voltun üzerinde elektrik üretiliyordu ! Evet, yanlış duymadınız Modern bilimin 1800’lerde Alessandro Volta ile başladığını iddia ettiği pil teknolojisi, Bağdat topraklarında binlerce yıl öncesinden zaten çalışıyordu!..
Peki bu teknoloji ne için kullanılıyordu?..Resmi tarihçiler bu buluşu "içinde parşömen saklama kabıydı" diyerek kestirip atmaya çalışıyor?..​Cevap çok basit: Bilgi, tarihin her döneminde güç demekti ve güç asla avamla paylaşılmazdı..Eski Mezopotamya’da, Sümer’de ve Babil’de rahipler, Ay ve Güneş tanrılarının sembolleriyle dolu tapınaklarda ne yapıyorlardı?..
Tapınaktaki bir heykele dokunduğunda parmaklarının ucunda "ilahi bir çarpılma" hisseden bir halk, o rahibin ve o tapınağın karşısında diz çökmez miydi?.. Rahipler, doğanın ve kimyanın bu gizli yasalarını bir "mucize" gibi sunarak kitleleri yönetiyorlardı.. Elektrik, o dönemin en büyük tapınak sırrıydı!..Dendera Tapınağı’nın duvarlarındaki devasa ampulü andıran kabartmalardan, incecik altın kaplamayla işlenmiş antik takılara kadar her şey tek bir adrese işaret ediyor, Antik dünya elektriği biliyordu..
Fakat zamanla yaşanan büyük savaşlar, yakılan kütüphaneler ve bilginin sadece "seçilmiş kişilere" aktarılması, bu teknolojiyi tarihin karanlık sayfalarına gömdü.. Bugün ana akım bilim bu gerçeklerle yüzleşmek yerine gözlerini kapatmayı seçiyor.. Çünkü bu kabul edilirse, insanlık tarihinin gelişim çizgisi baştan yazılmak zorunda kalacak!..Bizler, bize sunulan basmakalıp anlatılarla yetinmeyenleriz.. Hakikatin peşinden gitmeye, tarihin üzerindeki tozu kaldırmaya ve bastırılmış teknolojilerin izini sürmeye devam edeceğiz!..
Hazırlayan: Tarık Demir












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]