URMU TEORİSİ EKSENİNDE SAKA TÜRKLERİ, KADİM ÖN ASYA HALKLARI VE DİL ÖZELLİKLERİ
Bu gün, 08:14

Ön Asya'daki Kökler, Sümer-Subar Bağlantısı ve Sakaların Doğuşu
Urmu Teorisi, geleneksel tarih tezlerinin aksine Türklerin ilk ana yurdunun Altaylar değil, Anadolu, Van ve Urmiye Gölü havzasını kapsayan Ön Asya coğrafyası olduğunu savunur. Bu teoriye göre, milattan önceki bin yıllarda Urmiye Gölü çevresinde şekillenen Ön-Türk (Proto-Türk) etnik yapısı, bölgenin en kadim sakinleri olan Sümerler ve Subarlar ile doğrudan genetik, coğrafi ve kültürel bağlara sahiptir. Saka Türkleri (İskitler), bu kadim Ön Asya medeniyet havzasının yerli bir parçası olarak doğmuştur. Teori, Sakaların etnik oluşumunu (etnogenezini) bu bölgedeki Sümer ve Subar gibi köklü Türk/Turanî unsurların devamı ve akrabası olarak ele alır. Bölgedeki siyasi ve toplumsal hareketlilikler, Sakaların güçlü bir konfederasyon halinde tarih sahnesine çıkmasını sağlamıştır.
Dil Özellikleri, Büyük Göçler ve Bozkır Hâkimiyeti
Zamanla nüfus artışı, iklimsel değişimler ve göç dalgaları neticesinde Sakalar, Ön Asya ve Kafkasya hattından kuzeye (Karadeniz'in kuzeyine) ve doğuya (Orta Asya ve Altaylar'a) doğru yayılmışlardır. Bu süreçte Sakalar, Avrasya bozkırlarında demircilik, atlı göçebe kültürü ve "Hayvan Üslubu" sanatı ile devasa bir askeri güç haline gelmişlerdir
Urmu Teorisi çerçevesinde Sakaların ve ilişkili oldukları kadim halkların dil özellikleri şu şekilde temellendirilir:
Bitişken (Agglutinative) Dil Yapısı: Batı merkezli tarih tezlerinin Sakaları Hint-Avrupa/İranî dilli sayma eğilimine karşı; bu teori Sakaların, tıpkı Sümer, Subar ve bölgedeki ardılları olan Urartu dillerinde olduğu gibi eklemeli (bitişken) bir Ön-Türkçe konuştuklarını savunur.
Dilsel Ortaklık ve Sümer-Subar İlişkisi: Sümer ve Subar dillerinde yer alan Türkçe kelimeler, morfolojik (yapısal) benzerlikler ve adlandırma gelenekleri, Sakaların dil yapısının da köken aldığı Ön Asya diyalekt mirasını yansıtır. Bölgedeki eski yer ve şahıs adlarının Türkçe köklerle (örneğin er/ar ön eki) açıklanabilmesi bu dilsel sürekliliğin kanıtı olarak sunulur.
Ön Asya'ya Yeniden Dönüş: Güçlenen Sakalar, Kafkasya üzerinden eski ana yurtları olan Ön Asya'ya (Kür ve Aras nehirleri havzası, Azerbaycan toprakları) büyük askeri seferler düzenlemiş, burada Asur ve Medler gibi güçlerle mücadele ederek siyasi egemenliklerini yeniden hissettirmişlerdir.
Etnik Miras ve Türk Dünyasındaki İzleri
Urmu Teorisi bağlamında Sakaların tarih sahnesindeki rolü, onların yok olmasıyla bitmemiş, aksine sonraki Türk boylarının oluşumuna doğrudan kaynaklık etmiştir.
Sakalar; Sümerlerden devraldıkları, Subarlarla paylaştıkları kadim Ön Asya medeniyet mirasını ve dil kültürünü göç ettikleri Avrasya bozkırlarına taşımış; Hun, Göktürk ve Oğuz gibi büyük Türk topluluklarının askeri, siyasi ve dilsel altyapısını oluşturmuşlardır.
Ön Asya'da kalan veya buraya geri dönen Saka unsurları, bölgenin yerli Türk nüfusunun (özellikle Azerbaycan ve Anadolu Türklerinin) etnogenezinde (soykütüğünde) kurucu ve birleştirici bir paya sahip olmuştur.
Sonuç olarak teori, Sakaları Hint-Avrupa kökenli sayan tezleri çürüterek; onları Sümer ve Subar çizgisinden gelen, Ön Asya merkezli büyük Türk medeniyetinin en ihtişamlı halkalarından biri olarak kabul eder.
Kaynak
Celilov, Firudun – Urmu Teorisi / Dokuz Bitik (Türklerin Erken Tarihi, Ön Asya Kökleri ve Kadim Halklar Üzerine Araştırmalar)
Firudin Celilov
Bahtiyar Aydın
Yeliz Kılıçaslan

