Karapapakların ayrılık öyküleri

Bu gün, 12:04           
Karapapakların ayrılık öyküleri
Giriş:
Bir halkın hafızası, bir coğrafyanın hikâyesidir
Kimi halkların tarihi devletlerin kuruluşlarıyla, kimilerinin büyük savaşlarla, kimilerinin de yüzyıllar boyunca süren göçlerle yazılmıştır. Karapapakların, diğer adıyla Terekemelerin tarihi, bu üç unsurun da iç içe geçtiği bir Kafkasya hikâyesidir.
Kür ve Araz nehirleri arasındaki geniş coğrafya, Borçalı’nın yaylaları, Gence-Kazah çevresi, Ahıska-Ahılkelek hattı, Kars ve Ardahan ovaları, İran Azerbaycanı’ndaki Sulduz bölgesi… Bu yer adları yalnızca haritada görülen noktalar değildir. Bunlar, Karapapak ailelerinin yüzyıllar boyunca yaşadığı, hayvanlarını otlattığı, evler kurduğu, düğünler yaptığı ve mezarlarını bıraktığı tarihî coğrafyanın parçalarıdır.
Ancak bu coğrafya, imparatorlukların sınırları değiştikçe parçalandı. Rusya ile İran arasındaki savaşlar, Osmanlı-Rus mücadeleleri, Birinci Dünya Savaşı, devrimler ve Sovyet döneminin sürgünleri, Karapapak ailelerini farklı ülkelere dağıttı.
Bugün Türkiye’de, Azerbaycan’da, Gürcistan’da, İran’da ve Kazakistan gibi ülkelerde Karapapak veya Terekeme adıyla tanınan topluluklar yaşamaktadır. Ancak her ülkede aynı adla kaydedilmedikleri için toplam nüfuslarını kesin olarak belirlemek zordur.
Bu yazının amacı, yalnızca geçmişte yaşanan ayrılıkları anmak değil; Karapapakların kökenini, tarihî göçlerini ve bugünkü durumlarını belgeler ışığında incelemektir.
1. Karapapaklar hangi Türk boyundandır?
Karapapakların kökeni, tarih araştırmalarında üzerinde durulan ve farklı görüşlerin bulunduğu bir konudur. Bu meseleye cevap verirken tarihî kaynakları, dil özelliklerini, aşiret adlarını ve sözlü kültürü birlikte değerlendirmek gerekir.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nde İsmail Türkoğlu tarafından kaleme alınan “Karapapaklar” maddesinde topluluk; Karapapak, Karapapah, Borçalı ve Terekeme adlarıyla tanıtılır. Aynı maddede Karapapakların Kuman-Kıpçak ve Bulgar-Hazar Türkleriyle bağlantılı olduğu yönündeki görüşlere yer verilir. Bununla birlikte bu bağlantılar, bütün araştırmacıların üzerinde birleştiği kesin bir soy ağacı olarak değerlendirilmemelidir.
Karapapakları yalnızca tek bir eski Türk boyunun değişmeden günümüze ulaşmış devamı olarak anlatmak yerine, Kafkasya’da yüzyıllar boyunca oluşmuş tarihî bir Türk topluluğu olarak ele almak daha ihtiyatlıdır.
Kıpçak, Kuman ve Hazar bağlantısı
Kafkasya, tarih boyunca farklı Türk topluluklarının karşılaştığı, yerleştiği ve birbirleriyle kaynaştığı bir bölge olmuştur. Kıpçaklar, Kumanlar ve Hazarlarla ilişkilendirilen tarihî izler, Karapapakların geçmişini araştırırken önemlidir.
Fahrettin Kırzıoğlu’nun çalışmaları, Karapapakların Kafkasya ve Kür-Arasz havzasındaki tarihî varlığı üzerine yapılan araştırmalarda sıkça başvurulan eserler arasındadır. Bununla birlikte eski topluluk adları ile günümüzdeki kimlikler arasında doğrudan ve kesintisiz bir soy ilişkisi kurarken ihtiyatlı davranmak gerekir.
Karapapakların tarihî kimliğini açıklamak için şu üç alan özellikle önemlidir:
* Dil: Karapapak/Terekeme konuşma özellikleri, Azerbaycan Türkçesiyle yakın ilişki gösterir.
* Aşiret ve topluluk adları: Tarkavün, Saral, Araplı, Can-Ahmedli, Çaharlı ve Ulaçlı gibi adlar, özellikle İran’daki tarihî Karapapak yapılanması bakımından önem taşır.
* Coğrafya ve tarihî kayıtlar: Borçalı, Kazah, Ahıska-Ahılkelek, Kars-Ardahan ve Sulduz gibi bölgeler, topluluğun tarihî yayılışını anlamaya yardımcı olur.
Bu bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Karapapakların Türk dünyasının Kafkasya çevresindeki tarihî topluluklarından biri olduğu açıkça görülür. Ancak onların kökenini tek bir boya indirgemek, araştırmaların ortaya koyduğu karmaşık tarihî süreci basitleştirebilir.
2. Karapapak ve Terekeme adları ne anlama geliyor?
Karapapak adı, yaygın açıklamaya göre topluluğun giydiği siyah papakla, yani başlıkla ilişkilendirilir. Terekeme adının kökeni konusunda ise farklı görüşler vardır. Bu adın Türkmen veya terâkime sözcüğüyle bağlantılı olduğu yönündeki açıklamalar öne çıkar; halk arasında anlatılan başka rivayetler de bulunur.
Karapapak ve Terekeme adları birçok yerde aynı topluluğu ifade etmek için kullanılır. Bununla birlikte kullanım, bölgeden bölgeye değişebilir. Bazı yerlerde Karapapak daha çok topluluk adı olarak öne çıkarken Terekeme sözcüğü göçer veya yarı göçer yaşam tarzıyla ilişkilendirilmiştir. Bu ayrım her yerde aynı şekilde geçerli değildir.
Bu nedenle iki adı birbirinden tamamen ayrı iki halkın adı gibi değerlendirmek de doğru olmaz; fakat her bölgede aynı anlamı taşıdıklarını varsaymak da sakıncalıdır.
3. Borçalı: Tarihî yurdun hafızası
Borçalı, günümüzde Gürcistan sınırları içinde, özellikle Kvemo Kartli bölgesiyle ilişkilendirilen tarihî bir coğrafyadır. Marneuli ve çevresindeki Türkçe konuşan topluluklar, bu bölgenin kültürel hayatında önemli bir yer tutar.
Karapapak/Terekeme tarihini anlatan çalışmaların bir kısmı Borçalı’yı topluluğun başlıca tarihî yurtlarından biri olarak ele alır. Bu bölgenin önemi yalnızca geçmişteki yerleşimlerden kaynaklanmaz. Aile bağları, ağız özellikleri, halk müziği, düğün gelenekleri, hayvancılık ve sözlü tarih de Borçalı’yı yaşayan bir kültürel merkez hâline getirir.
Borçalı’nın tarihini yalnızca bir göçün başlangıç noktası olarak görmek eksik olur. Çünkü burada yaşayan Karapapaklar ve diğer Türk toplulukları, farklı dönemlerde değişen siyasi yönetimler altında yaşamlarını sürdürmüş; kimi aileler göç etmiş, kimileri ise tarihî yurtlarında kalmıştır.
Bir halkın tarihi, sadece ayrılanların değil, geride kalanların hikâyesidir de.
4. 1828: Türkmençay Antlaşması ve ilk büyük ayrılıklardan biri
Karapapak tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri, Rusya ile İran arasındaki savaşların ardından gelen 1828 Türkmençay Antlaşması’dır.
Antlaşmayla İrevan ve Nahçıvan hanlıkları Rusya’ya bırakıldı. Güney Kafkasya’daki siyasi düzen değişirken, bölgede yaşayan toplulukların hayatı da bu değişimden etkilendi.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Karapapaklar maddesine göre, Türkmençay Antlaşması’ndan sonra Karapapakların bir bölümü Türkiye ve İran yönüne göç etti. İran’a giden Karapapak ailelerinin bir kısmı, Abbas Mirza döneminde Sulduz bölgesine yerleştirildi. Kaynak, bu yerleşimle bağlantılı olarak 800 aileden söz eder.
Sulduz, bugünkü İran’ın Batı Azerbaycan eyaletindeki Naqadeh ve çevresiyle ilişkilendirilen tarihî bir yerleşim alanıdır. Buraya yerleşen Karapapakların topluluk yapıları, aşiret adları ve kültürel özellikleri, İran’daki Karapapak tarihinin temel konularındandır.
Ancak 1828 sonrasındaki bütün göçleri tek bir tarihte gerçekleşmiş, tek bir yönden yürütülmüş ve aynı sebeple ortaya çıkmış bir sürgün olarak anlatmamak gerekir. Savaş, yeni sınırlar, güvenlik kaygıları ve siyasi tercihler farklı ailelerin kararlarını farklı biçimlerde etkiledi.
Bu dönemin asıl önemi, Karapapakların tarihî coğrafyasının bir bölümünün İran ve Osmanlı toprakları arasında yeniden dağılmasıdır.
5. 1877–1878: Osmanlı-Rus Savaşı ve Kars-Ardahan hattı
1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Kars, Ardahan ve çevresindeki toplulukların tarihinde yeni bir kırılma yarattı. Savaşın ardından Kars ve çevresinin Rusya’ya bırakılması, bölgede yaşayan halkların güvenlik, mülkiyet ve gelecek kaygılarını artırdı.
Karapapakların bir bölümü Osmanlı tarafında savaşa katıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi, Karapapakların Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın kumandası altında gösterdikleri faaliyetlerden söz eder; topluluk liderlerinden Mihr Ali Bey’in kahramanlıklarının halk şiirlerinde destanlaştırıldığını aktarır.
Savaş sonrasında bölgede kalanlar ile Osmanlı topraklarına göç edenler farklı deneyimler yaşadı. Bazı aileler eski yerleşimlerinde yaşamaya devam ederken, bazıları sınırın diğer tarafına geçti. Bu hareketler, Karapapakların hem Kafkasya hem de Doğu Anadolu’daki varlığını şekillendirdi.
Bu dönemi araştırırken Osmanlı arşivlerindeki iskân ve nüfus kayıtları, Rus idari belgeleri ve dönemin hatıratları birlikte incelenmelidir. Böylece hangi ailelerin nereden ayrıldığı, hangi bölgelere yerleştiği ve göçün hangi şartlarda gerçekleştiği daha ayrıntılı biçimde ortaya konabilir.
6. 1914–1921: Savaş, sınır değişimi ve yeni göç yolları
Birinci Dünya Savaşı, Kafkasya ile Doğu Anadolu arasındaki tarihî geçiş yollarını yeniden savaş alanına dönüştürdü. Rus ordusunun ilerleyişi, Osmanlı-Rus cepheleri, yönetim değişiklikleri ve güvenlik sorunları, bölgede yaşayan halkların hayatını derinden etkiledi.
Karapapak ailelerinin bir bölümü bu yıllarda yeniden göç etti. TDV İslâm Ansiklopedisi, Kars’ın Ruslar tarafından işgaliyle bağlantılı olarak Karapapakların Sivas, Tokat ve Amasya gibi Anadolu şehirlerine yayıldığını belirtir.
Göç eden aileler yeni yerleşimlerinde tarım, hayvancılık ve başka geçim kaynaklarına yöneldi. Zamanla yerel toplumlarla kaynaşan ailelerin bir kısmı eski aşiret örgütlenmesini sürdürmedi; buna karşılık konuşma özellikleri, aile anlatıları, yemek kültürü ve gelenekler bazı yerlerde yaşamaya devam etti.
Göçün hikâyesi yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değildir. İnsanlar çoğu zaman geride ev, tarla, mezarlık, komşuluk ilişkileri ve aile büyüklerinin hatıralarını bırakır. Yeni bir yerde yaşam kurarken eski yurtlarının adlarını çocuklarına aktarırlar.
Karapapak sözlü hafızasında yer eden ayrılık duygusunun önemli bir bölümü, bu tür tarihî tecrübelerle birlikte değerlendirilmelidir.
7. 1944: Sovyet dönemi sürgünleri ve Ahıska-Ahılkelek çevresi
Karapapak tarihinin araştırılması gereken en hassas başlıklarından biri, Sovyet dönemindeki zorunlu nüfus hareketleridir.
14 Kasım 1944’te Sovyet yönetimi, Ahıska Türklerinin kitlesel sürgününü başlattı. İnsanlar başta Orta Asya olmak üzere Sovyetler Birliği içindeki bölgelere gönderildi. Ahıska-Ahılkelek çevresindeki Terekeme/Karapapak topluluklarının tarihini ele alan bazı çalışmalar da bölgedeki Karapapak ailelerinin baskılar, sürgünler ve savaş dönemi politikalarından etkilendiğini anlatır.
Bununla birlikte, Ahıska Türklerinin 1944 sürgünü ile Karapapakların bütün tarihî göçlerini aynı olaymış gibi sunmamak gerekir. Sürgünün hukuki kapsamı, hangi yerleşimlerde hangi nüfus gruplarını içerdiği ve Karapapak ailelerinin bu olayla ilişkisi, arşiv kayıtları ve yerel tarih çalışmaları üzerinden ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Ali Kafkasyalı’nın Kazakistan’daki Terekeme/Karapapaklar üzerine çalışması, Ahılkelek çevresinden Orta Asya’ya uzanan aile ve topluluk hikâyeleri bakımından başvurulabilecek araştırmalardan biridir. Ancak bu tür çalışmalardaki nüfus tahminleri ve tarihî yorumlar, bağımsız demografik kayıtlarla karşılaştırılmalıdır.
Kazakistan’daki Karapapak/Terekeme kimliğinin bugün nasıl yaşadığını anlamak için aile anlatıları, yerleşim tarihleri, dil ve kültürel gelenekler de önem taşır.
8. Karapapaklar bugün nerelerde yaşıyor?
Karapapakların günümüzdeki dağılımını belirlemek kolay değildir. Çünkü birçok ülkede nüfus sayımları Karapapakları ayrı bir etnik kategori olarak kaydetmez; bazı kişiler kendilerini Karapapak veya Terekeme, bazıları ise Azerbaycan Türkü ya da yalnızca Türk olarak tanımlar.
Başlıca yerleşim alanları şöyle özetlenebilir:
Gürcistan — Borçalı ve Kvemo Kartli: Marneuli ve çevresi, Karapapak/Terekeme kültürünün yaşadığı önemli bölgeler arasındadır. Dil, halk kültürü, aile bağları ve yerel gelenekler bu tarihî varlığın izlerini taşır.
Türkiye — Kars, Ardahan, Iğdır ve çevresi: Doğu Anadolu, özellikle Kars ve Ardahan, Karapapak/Terekeme ailelerinin önemli yerleşim alanlarıdır. Ağrı, Muş, Erzurum ve başka illerde de topluluklarla bağlantılı yerleşimler ve aileler bulunmaktadır. İç ve Batı Anadolu şehirlerine gerçekleşen iç göçler de bugünkü dağılımı genişletmiştir.
Azerbaycan — Kazah, Araz havzası ve çevresi: Karapapak kimliği, Azerbaycan Türkleriyle yakın dilsel ve kültürel ilişkiler içinde yaşar. Bazı yerlerde topluluk adı gündelik hayatta sürerken, resmî kayıtlarda ayrı bir grup olarak görünmeyebilir.
İran — Sulduz ve İran Azerbaycanı: Sulduz, Karapapak tarihinin önemli yerleşim merkezlerinden biridir. İran’daki toplulukların aşiret adları ve yerel gelenekleri, bu tarihî sürekliliği araştırmak bakımından değerlidir.
Kazakistan ve diğer ülkeler: Sovyet dönemi nüfus hareketleri ve sonraki göçler sonucunda Orta Asya’da Karapapak/Terekeme kökenli aileler bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin büyük şehirlerinde ve Avrupa’daki göçmen toplulukları arasında da bu kimliği yaşatan aileler vardır.
Bu coğrafyayı tek bir ülkenin sınırları içinde düşünmek, Karapapak tarihini eksik bırakır. Bugünkü siyasi sınırlar, topluluğun geçmişteki yerleşim alanlarıyla birebir örtüşmez.
9. Bugünkü kimlik: Dil, gelenek ve hafıza
Karapapak/Terekeme kimliği yalnızca bir soyadı veya tarihî topluluk adı değildir. Dil, aile hafızası, gelenekler, müzik, sözlü anlatılar ve yaşanılan yerle kurulan bağlar bu kimliğin önemli parçalarıdır.
Karapapak/Terekeme konuşma özellikleri, Azerbaycan Türkçesiyle yakınlık gösterir; ancak yerel ağızlarda ve aileler arasında farklılıklar bulunabilir. Bu dil mirasının korunması için sözlü anlatıların kaydedilmesi, yaşlı kuşakların kelime hazinesinin derlenmesi ve yerel ağız çalışmalarının desteklenmesi önemlidir.
Halk hikâyeleri, ağıtlar, düğün gelenekleri, yemekler, hayvancılık bilgisi ve yer adları da tarih araştırmalarına katkı sağlar. Bunlar yazılı arşivlerin yerine geçmez; fakat belgelerin açıklayamadığı aile ve yerleşim deneyimlerini anlamaya yardımcı olabilir.
Bugün Karapapakların yaşadığı ülkeler farklıdır; konuşulan dillerin yerel özellikleri, eğitim dilleri ve resmî kimlik kategorileri de farklılaşmıştır. Buna rağmen ortak tarih bilinci, aile kökenlerine duyulan merak ve kültürel mirası aktarma isteği birçok yerde önemini korumaktadır.
10. Ayrılıkların ortak dersi
Karapapakların tarihi, yalnızca savaşların ve göçlerin tarihi değildir. Aynı zamanda farklı coğrafyalarda yeni hayatlar kurmanın, aile hafızasını korumanın ve değişen şartlara uyum sağlamanın tarihidir.
1828 sonrasındaki göçler, 1877–1878 savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Sovyet dönemindeki nüfus hareketleri, farklı zamanlarda topluluğun coğrafyasını değiştirdi. Her olayın sebepleri ve sonuçları ayrı ayrı incelenmelidir. Böyle yapıldığında tarihî acılar daha doğru anlaşılır; farklı dönemler tek bir olaymış gibi anlatılmamış olur.
Karapapakların hangi eski Türk topluluklarıyla bağlantılı olduğu meselesi de aynı titizliği gerektirir. Kıpçak, Kuman ve Hazar bağlantıları üzerine araştırmalar vardır; fakat bu bağlantılar kesin ve tek çizgili bir soy anlatısına dönüştürülmemelidir. Bilimsel tarihçilik, hem topluluğun köklerine duyduğu ilgiyi ciddiye alır hem de kaynakların sınırlarını açıkça belirtir.
Bugün Borçalı’da, Kars’ta, Ardahan’da, Sulduz’da, Azerbaycan’da veya Kazakistan’da yaşayan bir Karapapak ailesi, aynı tarihî mirasın farklı bir bölümünü taşıyor olabilir. Her ailenin hikâyesi aynı değildir; ama bu hikâyeler birlikte ele alındığında daha geniş bir tarihî hafıza ortaya çıkar.
Karapapakların geçmişini gelecek kuşaklara aktarmak için yalnızca ayrılıkları anmak yetmez. Eski köylerin adlarını, ailelerin göç güzergâhlarını, yerel ağızları, mezarlıkları, tarihî belgeleri ve sözlü anlatıları da kayda geçirmek gerekir.
Çünkü bir halkın tarihi, yalnızca hangi topraklardan ayrıldığıyla değil; hafızasını nerede ve nasıl yaşattığıyla da ölçülür.
Karapapakların hikâyesi, tek bir sınırın içine sığmayan bir Kafkasya hikâyesidir. Bu hikâyeyi korumanın yolu, geçmişi sevgiyle anmak ve belgeleri titizlikle incelemekten geçer.
Kaynakça;
1. Türkoğlu, İsmail. “Karapapaklar.” TDV İslâm Ansiklopedisi, 2001. Köken görüşleri, 1828 sonrası göç, Sulduz yerleşimi, Kars-Ardahan ve nüfus kayıtları için temel başvuru maddesi. Çevrim içi maddeyi oku.
2. Karaoğlu, Elif Gizem. “Ağrı Karapapak/Terekeme Türkleri Göç Anlatıları.” Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 6(2), 2020, s. 21–49. Göç anlatıları, topluluk adları, sözlü hafıza ve tarihî göç süreci üzerine. Makalenin akademik kaydı.
3. The Karapapaks and their shifting loyalties on the imperial borderlands during the nineteenth century.” Middle Eastern Studies, 2023. On dokuzuncu yüzyılda Karapapakların imparatorluk sınırları arasındaki konumunu ve değişen siyasi ilişkilerini ele alan akademik makale. Makalenin yayın sayfası.
4. Caferoğlu, Ahmed ve Talip Yücel. “Karapapahlar.” Türk Dünyası El Kitabı, 1976, s. 1118. Karapapaklar üzerine klasik başvuru kaynaklarından biri.
5. Akiner, Shirin. Sovyet Müslümanları. Türkçeye çeviren Tufan Buzpınar ve Ahmet Mutu, İstanbul, 1995. Sovyetler Birliği’ndeki Müslüman topluluklar ve nüfus hareketleri bağlamında başvurulabilecek çalışma.
Yazar
Efsane Afşar Sayınqala
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]