DOST ACI SÖYLER, ÖZ OLAN DAHA ACISINI SÖYLER!

Bu gün, 00:01           
DOST ACI SÖYLER, ÖZ OLAN DAHA ACISINI SÖYLER!
Türkiye–Azerbaycan kardeşliği üzerine iki tarafa da bir çift sözüm var!
Dost acı söyler derler.
Ama ben hem Türkiye’de hem Azerbaycan’da dost değil, öz olduğum için acıdan da ötesini söylemeye hakkım olduğunu düşünüyorum.
Ömrüm boyunca Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin güçlenmesi için çalışmış, iki ülkenin sevincini de acısını da kendi yüreğinde taşımış bir insan olarak bugün bazı hususları açıkça dile getirmek istiyorum.
Öncelikle Azerbaycan’daki gardaşlarıma, bacılarıma sesleniyorum:
Lütfen üslubunuza dikkat edin!
Son günlerde Türkiye’de Azerbaycan’a yönelik bazı tepkiler üzerine, “Türkiye neden başka devletlere değil de Azerbaycan’a yükleniyor? Neden hep bizden hesap soruluyor?
Türkiye ‘ye bd ki ?”şeklinde serzenişlerde bulunuyorsunuz.
Bu sorunun cevabı aslında düşündüğünüzden çok daha basit.
İnsan en yakınından küser!
Bizim çok güzel bir sözümüz vardır: “Uman yerden küserler.”
Türkiye’deki insanların önemli bir kısmı Azerbaycan’ı kendisinden ayrı görmüyor. Azerbaycan’da yaşanan bir gelişmeyi, kendi ülkesinde yaşanmış gibi değerlendiriyor. Azerbaycan’ın attığı bir adımın kendisini ilgilendirdiğini düşünüyor. Çünkü Azerbaycan’ı yabancı bir devlet olarak değil, kendi canından, kendi kanından, kendi ailesinden biliyor.
Bazen bu yakınlık beklentiyi yükseltiyor. Bazen beklenti siteme, sitem kırgınlığa dönüşüyor.
Evet, kimi zaman ölçüsüz eleştiriler de yapılıyor. Meseleyi yeterince araştırmadan konuşanlar, hatta kabul edilemeyecek ifadeler kullananlar da çıkıyor.
Bunların hiçbirini doğru bulmuyorum.
Ancak her eleştirinin arkasında düşmanlık, her sitemin altında kötü niyet aramak da doğru değildir.
Burada özellikle bir ayrım yapmak istiyorum.
Dinî duyguları siyasi hesaplarına alet eden, mezhepçi radikal söylemlerle toplumları karşı karşıya getirmeye çalışan, Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini zedelemek için fırsat kollayan çevreleri kastetmiyorum.
Onlarınki ne samimi bir Filistin hassasiyeti değil, ne de samimi bir inanç değil düpedüz fitnedir!
Benim sözünü ettiğim başka bir kesimdir.
Türkiye’de inançlı, imanlı, mazbut bir hayat süren; Gazze’deki soykırım karşısında vicdanı sızlayan, Filistinli çocukların acısını kendi evladının acısı bilen ve bu sebeple Azerbaycan’a halisane duygularla sitem eden insanlar var.
Bu insanların hepsini aynı kefeye koymak, onları Azerbaycan düşmanı ilan etmek hangi vicdana sığar?
Bırakın sitem etsinler!
Olsun!
Yüzüğünüzün taşı mı düştü?
Kardeş dediğin bazen sitem eder. Bazen darılır. Bazen gönül koyar.
Önemli olan o sitemin arkasındaki sevgiyi görebilmektir.
Üstelik diplomasi ile duygusal tepkileri birbirinden ayırmayı da öğrenmeliyiz.
İsrail Cumhurbaşkanı’nın Bakü’de çok taraflı bir uluslararası toplantıya katılması üzerinden Azerbaycan’ın bütün dış politikasını mahkûm etmeye kalkışmak ne kadar yanlışsa, Türkiye’de bu gelişmeye vicdani hassasiyetle tepki gösteren herkesi Azerbaycan karşıtı ilan etmek de o kadar yanlıştır.
İsrail’in uluslararası bir teşkilata üye olması ve o teşkilatın toplantısına temsilci göndermesi, ev sahibi devletin İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını onayladığı anlamına gelmez.
Azerbaycan’ın İsrail ile diplomatik ilişkilerinin bulunması, Filistin halkına verdiği desteği yok saymamızı da gerektirmez. Nitekim Azerbaycan, Bakü’deki Filistin Büyükelçiliğine mali yardım sağlanmasını Cumhurbaşkanlığı düzeyinde onaylanan düzenlemelerle desteklemiştir.
Bunlar konuşulabilir, anlatılabilir, belgeleriyle ortaya konulabilir.
Ama hakaretle değil, bilgiyle!
Şimdi yeniden Azerbaycan’daki kardeşlerime dönmek istiyorum.
El insaf, biraz da vefa!
Yetmiş yıl Sovyet yönetiminin baskıları altında yaşamış, millî ve dinî kimliğini korumak için ağır bedeller ödemiş bir milletin evlatlarıyız.
Elbette o yıllarda zulme karşı direnen, mücadele eden, bedel ödeyen insanlarımızı unutmuyorum. Ancak o uzun dönemin acılarını yaşamış bir toplumun bugün kendi öz kardeşine karşı kullandığı dili de sorgulaması gerektiğine inanıyorum.
Yıllarca maruz kaldığımız baskıları hatırlarken, en zor günlerimizde yanımızda olan Türkiye’ye böylesi acımasız bir dil bilemek bize yakışır mı?
Karabağ işgal altındayken Azerbaycan’ın acısını kendi acısı bilen kimdi?
Şuşa’nın kurtuluşunda gözyaşlarını bizim gözyaşlarımıza karıştıran kimdi?
Azerbaycan’ın zaferini kendi zaferi gibi kutlayan, şehitlerimizin hatırası önünde saygıyla eğilen kimdi?
Türkiye!
Daha dün Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü söz konusu olduğunda bütün dünyaya karşı bizim yanımızda duran öz kardeşlerimize bugün birkaç sosyal medya paylaşımı yüzünden kırıcı sözler söylemek hangi kardeşlik anlayışına sığar?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in iradeleriyle tarihî bir müttefiklik düzeyine ulaşan, Şuşa Beyannamesi ile stratejik ve hukuki temelleri daha da güçlenen bu ilişki, günlük tartışmaların insafına terk edilemez.
Türkiye bizim için herhangi bir devlet değildir.
Türkiye özdür, candır, kardeştir. Aynı milletin ayrılmaz parçasıdır.
Ama aynı sözlerimi Türkiye’deki kardeşlerime de söylüyorum.
Azerbaycan’a sitem edebilirsiniz. Dış politikasını eleştirebilirsiniz. Filistin konusundaki beklentilerinizi dile getirebilirsiniz.
Bunların hepsi meşrudur.
Fakat Azerbaycan’a hakaret etmek, Azerbaycan Türklerini aşağılamak, kardeş bir devletin millî onurunu hedef almak hiçbir şekilde kabul edilemez.
Gazze’deki soykırıma karşı çıkmak insani ve vicdani bir sorumluluktur. Ancak bu sorumluluk, Azerbaycan’a küfretmenin gerekçesi olamaz.
Türkiye’de Azerbaycan’a hakaret etmek ne kadar yanlışsa, Azerbaycan’da da Türkiye’deki samimi insanların inançlarını, vicdanlarını ve hassasiyetlerini küçümsemek o kadar yanlıştır.
Ben iki tarafa da aynı gönül rahatlığıyla sesleniyorum.
Çünkü benim sevgim de sorumluluğum da iki ülkeyedir.
Azerbaycan’ın acısını Türkiye’de, Türkiye’nin acısını Azerbaycan’da anlatmış bir insan olarak kardeşlerimin birbirini incitmesine sessiz kalamam.
Birbirimize karşı daha sabırlı, daha anlayışlı, daha merhametli olmalıyız.
Sosyal medyada birkaç kişinin kullandığı ölçüsüz ifadeleri milyonlarca insanın ortak düşüncesi gibi sunmamalıyız.
Her iki ülkede de kardeşliği savunan, gönlü Türkiye–Azerbaycan sevgisiyle dolu insanların sesi, hakaret edenlerin sesinden çok daha güçlüdür.
Bir de hem Azerbaycan’da hem Türkiye’de, birilerine yaranmak uğruna kraldan çok kralcı kesilenlere iki çift sözüm var!
Kendi ülkenizde makbul görünmek, birilerinin gözüne girmek, siyasi yahut şahsi menfaat elde etmek için kardeşlik üzerinden kahramanlık taslamayın!
Devletlerin itibarını savunmak başka, kardeş milletleri birbirine karşı kışkırtmak başkadır.
Türkiye’yi savunuyormuş gibi yaparak Azerbaycan’a hakaret edenler de Azerbaycan’ı savunuyormuş gibi yaparak Türkiye’ye dil uzatanlar da aynı yanlışı yapıyor.
Birilerine sadakatinizi ispatlamak için kardeşliği feda etmeye kalkışmayın.
Devlet adamlarına bağlılık göstermek istiyorsanız onların yıllarca emek vererek inşa ettikleri kardeşlik hukukuna saygı gösterin.
Türkiye–Azerbaycan ilişkileri, sizin günlük siyasi hesaplarınızın, sosyal medya gösterilerinizin ve şahsi ikbal arayışlarınızın malzemesi değildir!
Unutmayın, bugün sizin alkış almak uğruna birbirine düşürmeye çalıştığınız kardeşler, yarın yine kucaklaşacak.
Yine birbirinin yarasını saracak.
Yine aynı bayrakların gölgesinde, aynı sevinçte, aynı kederde buluşacak.
Çünkü bizim kardeşliğimiz bir günlük siyasi tercihin değil, yüzyılların ortak hafızasının, ortak acılarının, ortak mücadelelerinin ve ortak geleceğinin eseridir.
Ve son sözüm şudur:
Dost acı söyler, öz olan daha acısını söyler.
Kardeşler birbirine sitem edebilir, birbirine kırılabilir, hatta zaman zaman birbirine darılabilir.
Ama birbirinden vazgeçemez!
Ben iki ülkenin de öz evladıyım.
Bu yüzden sözüm de sitemim de sevgim de her ikisinedir.
Ve hem Türkiye’de hem Azerbaycan’da kraldan çok kralcı olanlara son kez sesleniyorum:
ETLE TIRNAĞIN ARASINA GİRMEYİN!
KOKAR ÇIKARSINIZ!
🇹🇷❤️🇦🇿
Bir millet, iki devlet. Dün de böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle kalacaktır!
Prof.Dr.Aygün Attar
TEREF












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]