İslamiyette Kölelik Esasları
Bu gün, 07:34

Kölelik Aşamaları
1. Aşama: Köle Avlama ve Köleleştirme (Sisteme Giriş)
Askeri Akınlar ve Yağma (Gazave/Cihad Kılıfı)
Organize İnsan Kaçakçılığı ve Korsanlık
Kabile Savaşlarından Beslenme
Hukuki Tescil: Ele geçirilen bireyin hürriyet belgesinin yok sayılarak, devlet eliyle vergilendirilmesi (örneğin Osmanlı’daki Pençik sistemi) ve yasal olarak “mülk” statüsüne geçirilmesi.
2. Aşama: Köle Satışı ve Pazarı (Metalaştırma ve Dağıtım)
Pazara Hazırlık: Kaçırılan insanların haftalar süren zorlu kervan yürüyüşleriyle büyük şehirlere getirilmesi. Pazarda daha yüksek fiyata satılabilmeleri için yıkanmaları, yağlanmaları, kusurlarının makyajla gizlenmesi ve iyi giydirilmeleri.
Beyaz Kadınlar (Çerkes/Slav) Yüksek fiyat,
Siyah Kadınlar (habeş/siyahi) düşük fiyat,
Türk/Kafkas Erkekleri(İyi asker) yüksek fiyat,
Siyah Erkekler İse ağır işçilik ve ucuz fiyat
Köle Pazarları (Sûku’l-Rakîk): Bağdat, Kahire, İstanbul ve Zanzibar gibi merkezlerde, Esirci Loncaları tarafından işletilen kurumsal pazarlar idi.
3. Aşama: Köle Yaşantısı ve Hakları (Sömürünün Sürdürülebilirliği)
Sistemin tamamen çökmesini engellemek ve “malın verimliliğini” korumak amacıyla geliştirilen yasal illüzyonlar:
Nafaka Zorunluluğu (Yasal Kılıf)
Cinsel Sömürünün Hukukileştirilmesi: Efendinin, cariyesi üzerindeki mutlak cinsel tasarruf hakkı. Kadının bu süreçte hiçbir rıza hakkı yoktur.
Ticaret izni verilen “müzun” köleler veya özgürlüğünü taksitle satın almaya çalışan “mükateb”ler. Bu sistemler köleye hürriyet vermez; kölenin özgürlük arzusunu paraya tahvil ederek efendiyi daha da zenginleştirir.
4. Aşama: Köle İsyanı ve Kademeye Göre Cezalandırma Yöntemleri
Adım: İlk Firar (Basit İbak)
Ceza : Genellikle kırbaç cezası
Adım: Tekrar Kaçma (Mükerrer İbak)
Ceza : Kusurlu/Zararlı Mal kabul edilir zincire vurulur veya hücreye kapatılabilir.
Adım: İdeolojik İtaatsizlik, kaçmak da israr etme
Ceza: Yargılama sonrası düzene isyan sebebi ile idam.
Çünkü kölenin ısrar etmesi, diğer köleleri gizlice örgütleyebilir, firar şebekeleri kurma veya efendilere/devlete karşı silahlı/fiziksel başkaldırı (kışkırtma) başlatabilir.
İslam coğrafyasındaki kölelik tarihini incelerken, bu yapıyı başka medeniyetlerin günahlarıyla kıyaslayarak hafifletmeye çalışmak, tarihin en büyük insan hakları ihlallerinden birini rasyonalize etmektir. Bir insanın en temel hakkı olan özgürlüğün barbarca gasp edilmesi, hangi coğrafyada ya da hangi hukuki kılıf altında yapılırsa yapılsın, mutlak bir suçtur. İslam dünyasında köleye tanınan göstermelik "nafaka hakları" veya "sözleşmeli özgürlük" gibi mekanizmalar, aslında insanı bir "meta" (mal) olarak sistemin içinde tutmanın ve sömürüyü sürdürülebilir kılmanın hukukileştirilmiş yöntemlerinden başka bir şey değildir.
Bu coğrafyanın ekonomik, askeri ve sosyal çarkları, yüzyıllar boyunca organize insan kaçakçılığı ve zorla çalıştırma suçları üzerine kurulmuştur. Kabile baskınları, sınır ötesi askeri yağmalar ve deniz korsanlığı gibi terör yöntemleriyle hayatları çalınan milyonlarca insan; Semerkand’dan Bağdat’a, Kahire’den İstanbul’a uzanan kanlı ticaret ağlarında mal gibi alınıp satılmıştır. Bu sistemde kadın kimliği ise çifte bir sömürüye maruz bırakılmıştır. "Cariye" adı altında cinsel ve ev içi köleliğe mahkum edilen kadınların fiyatları, dönemin lüks tüketim malzemesi gibi belirlenmiştir.
Efendisinden çocuk doğuran kadına verilen "Ümmüveled" statüsü, bir lütuf değil; kadının bedeni ve doğurganlığı üzerindeki mutlak erkek egemenliğini tescilleyen, köleliğin doğurduğu yapısal bir travmadır. Aynı şekilde, hürriyetten tamamen mahrum bırakılarak sadece sarayları korumak ya da hanedanlar adına savaşmak için eğitilen "Gulam" (askeri köle) sınıfı da sistemin insanı nasıl nesneleştirdiğinin açık bir kanıtıdır.
İslam hukukunun efendilere yüklediği yemek ve giyim sağlama yükümlülüğü (nafaka), insani bir kaygıdan ziyade, "malın verimliliğini koruma" güdüsünün yasal kılıfıdır. Bir kölenin efendisinin şiddetinden kaçmak için hayatını riske atarak firar etmesi (ibak), kurulan adalet mekanizması tarafından "mülkiyet güvenliğini tehdit eden bir suç ve günah" olarak damgalanmıştır. Kaçan bir köleyi avlamak için kurulan "Dârü'l-Âbık" (Kaçak Köleler Evi) gibi kurumlar, devlet eliyle işletilen resmi birer esir kampıdır. Hak ihlaline, işkenceye ve zincirlere dayanamayıp ikinci kez kaçan bir kölenin "zararlı/kusurlu mal" sayılarak madenlere satılması ya da efendisine kırbaç yetkisi verilmesi, bu sözde gelişmiş hukuk sisteminin maskesini düşüren en büyük trajedilerden biridir.
Bu kurumsallaşmış kölelik düzeninin en karanlık yüzü ise, kölelerin maruz kaldığı bu sistematik zulme karşı örgütlenme ve direnme hakkını kullandıklarında ortaya çıkmaktadır. Bir kölenin kendi haysiyetini savunması ve diğer köleleri isyana teşvik etmesi, İslam yargısı tarafından "yeryüzünde bozgunculuk" (fesad fi'l-arz) sayılarak doğrudan siyasi bir infaz gerekçesine dönüştürülmüştür. Güney Irak'taki tuzlalarda ve tarım alanlarında akılalmaz şartlarda çalıştırılan Afrikalı kölelerin başlattığı Zenc İsyanı gibi haklı başkaldırılar, devlet eliyle kanla bastırılmış; özgürlük talep eden köleler yüksek güvenlikli yeraltı zindanlarında (matmura) tecrit edilmiş, madenlerde ölüme sürülmüş ya da meydanlarda ibretlik bir biçimde katledilmiştir.
Sonuç olarak, bu coğrafyadaki kölelik pratiği, bazı reformist esneklikler barındırsa da özünde insanın insan tarafından sömürülmesini meşrulaştıran şedit ve despotik bir yapıdır. İnsan hakları savunucuları olarak bugün net bir şekilde haykırmak gerekir ki: İnsanın özgürlüğünü çalan hiçbir yasa meşru, insanı mülk edinen hiçbir sistem "adil" olamaz. İslam dünyasındaki kölelik düzeni, insan ruhunun özgürlük çığlığını çelik prangalar ve dini dogmalarla bastırmaya çalışmış, ancak insan onurunun direnme iradesini asla tamamen yok edememiştir.
Yararlanılan Kaynaklar ;
• el-Mebsût (İmam Serahsî): Özellikle "Kitâbü’l-İbâk" (Kaçak Köleler Bölümü)
• el-Ahkâmü’s-Sultâniyye (el-Mâverdî)
• el-Hidâye (Burhaneddin el-Merğinânî): Kölelik hukuku, cariyelerin statüsü (Ümmüveled)
İslam Dünyasında Kölelik– Ehud R. Toledano
İslam Hukukunda Kölelik ve Cariyye – Nihat Engin
Osmanlı Sosyal Hayatında Kölelik" – Y. Hakan Erdem
Târîh-i Taberî (Muhammed b. Cerîr et-Taberî)
TDV İslam Ansiklopedisi
Ahmet Demir Demiralay

