HATAY - Antakya’da, Asi Nehri kıyısında bulunan bir manastırdan günümüze ulaşan etkileyici Orpheus Mozaiği

Bu gün, 17:04           
HATAY - Antakya’da, Asi Nehri kıyısında bulunan bir manastırdan günümüze ulaşan etkileyici Orpheus Mozaiği
Bugün Almanya’nın Hannover kentindeki Museum August Kestner’de sergilenen mozaikte, Yunan mitolojisinde insanüstü müzik yeteneklerine sahip efsanevi ozan ve kahin Orpheus, bir kayanın üzerinde oturmuş lirini çalarken tasvir edilmiştir. Müziğinin büyüsüne kapılan çok sayıda hayvan onu çevreleyen bir çember oluşturur. Ayaklarının dibinde dağ keçisi, at ve panter uzanırken; timsah, yaban domuzu, geyik, aslan, antilop, tavşan, köpek, turna, zebu, yılanlar ve kertenkele de Orpheus’un müziğini dinlemektedir. Şarkıcının başının üzerinde ise güvercinler, sülün, bir su kuşu ve tavus kuşu görülür.
Tıpkı Tarsus’ta bulunan Orpheus mozaiğinin günümüzde Antakya’da sergilenmesi gibi, Antakya’da bulunan bu mozaik de memleketinden uzakta, Almanya’da ziyaretçilerle buluşmaktadır. 4. yüzyıla ait olan bu mozaik 5/6. yüzyılda onarım görmüştür. Bu durum, Orpheus tasvirinin yalnızca pagan geçmişin bir kalıntısı olarak görülmediğini, manastırdaki Hıristiyan topluluk için de Mesih’in İyi Çoban imgesiyle ilişkilendirmiştir.
Bu ilişkinin anlaşılması açısından Orfik öğreti özellikle önemlidir, Ozan Orpheus adına kurulan reenkarnasyon merkezli bu mistik inanç hareketi standart Yunan mitolojisinden farklı olarak insanların ikili bir doğaya sahip olduğunu öğretirdi: ölümlü bir beden (Titanlardan miras alınan günahkar doğa) ve ölümsüz bir ilahi kıvılcım ya da ruh (tanrı Dionysos’tan miras alınan).
Ruh sanki bir hapishaneymişçesine bedenin içinde hapsolmuş olarak görülüyordu; insan ve hayvan formları arasında sürekli bir yeniden doğuş döngüsü içinde dönmeye mahkumdu. Bu acı döngüden kurtulmak için, arınmak gerekiyordu. Bu vejetaryen olmayı, cinsel perhizi, en önemlisi "bakla" yemeyi yasak tutuyordu. İnanışa göre bakla bitkisi insan fetüslerine benzediğinden yer altı dünyasından (Hades'ten) yeryüzüne ruhları taşır. Bakla yemek, bir insanın ruhunu ya da atasını yemekle eşdeğer tutulmuştur. (Hatta ünlü bir efsaneye göre Pisagor da bakladan kaçarken ölmüştür.) Sadece bunlara uyup saf bir hayat sürenler, sonunda yeniden doğuş çarkından kurtulup ilahi, ebedi bir varlık durumuna dönebilirlerdi.
Süleyman Golbol












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]