ÖN TÜRK KAVMİ SUBARLAR VE DİYARBAKIR’DAKİ EN ESKİ TÜRK İZLERİ
Bu gün, 10:54

Batılı tarih tezlerinin ve bölücü iddiaların aksine, Türk milletinin Anadolu ve Mezopotamya topraklarındaki varlığı 1071 Malazgirt Zaferi ile sınırlı değildir. Türk soyunun bu topraklardaki kökleri, milattan önceki bin yıllara, ön tarih (proto-historya) çağlarına kadar uzanmaktadır. Diyarbakır ve çevresinde bu köklü varlığın en somut, en eski ve en görkemli temsilcileri hiç şüphesiz Subarlardır. Mezopotamya kaynaklarında "Subar", "Su-batu", "Su-bir" veya "Sabar" olarak geçen bu kadim halk, Ural-Altay dil ailesine mensup bitişken (eklemeli) dilleri, sosyal yapıları ve kültürel kodları ile Ön Türk (Proto-Türk) dünyasının Anadolu’daki ilk ve en güçlü mührüdür.
1. Subarların Coğrafi Yayılımı ve Diyarbakır’daki Egemenliği
M.Ö. 3000 ve M.Ö. 2000'li yıllarda Mezopotamya’nın kuzeyinde, yani günümüzdeki Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çok güçlü bir devlet ve medeniyet kuran Subarların ana yurtlarından biri Diyarbakır ovaları ve Dicle Havzası’dır:
Stratejik Merkez Diyarbakır: Asur ve Akkad çivi yazılı tabletlerinde Subarların ülkesi "Subartu" olarak adlandırılmıştır. Bu coğrafyanın tam kalbinde ise Diyarbakır yer almaktadır. Diyarbakır Surları'nın ilk temellerinin atıldığı dönemlerden itibaren bölgede hâkim olan en organize güç Subarlardır.
Egemenlik Alanı: Subarlar, Diyarbakır’dan başlayarak Kerkük, Musul, Erbil ve Fırat-Dicle nehirleri arasındaki tüm Yukarı Mezopotamya coğrafyasına hükmetmişlerdir. Tarım, hayvancılık ve özellikle madencilikte büyük bir medeniyet kurmuşlardır.
2. Dilbilimsel Kanıtlar: Bitişken Dil Yapısı ve Türkçe ile Bağlar
Sümerologların ve Türk tarihçilerinin çivi yazılı tabletler üzerinde yaptığı morfolojik ve filolojik incelemeler, Subarların etnik kimliğini tartışmasız bir biçimde Türk dünyasına bağlamaktadır:
Eklemeli (Bitişken) Dil: Subar dili, Sami (Arap, İbrani) veya Hint-Avrupa (Fars, Kürt, Avrupa dilleri) dil ailelerine kesinlikle mensup değildir. Subar dili, tıpkı Türkçe gibi köklere ekler getirilerek kelime türetilen Ural-Altay dil ailesine ait bitişken bir dildir.
Onomastik (İsim Bilimi) Kanıtlar: Asur belgelerinde geçen Subar şahıs, yer, dağ ve nehir isimlerinin analizinde, arkaik Türkçe kelimelerle doğrudan akrabalıklar bulunmuştur. Özellikle su kültü (kültüründeki su kelimesi) ve doğa isimleri, Orhun Abideleri öncesindeki Ön Türkçe formlarla birebir örtüşmektedir.
3. Sabar (Sibir) Türkleri ile Etnik ve İsimsel Bağlantı
Subarlar üzerine yapılan araştırmalarda en dikkat çekici yön, bu halkın ismi ile daha sonraki yüzyıllarda tarih sahnesine çıkan büyük Türk boyları arasındaki doğrudan bağdır:
Subar - Sabar/Sibir Özdeşliği: Ünlü Türk tarihçileri, M.Ö. 2000'lerde Diyarbakır ve çevresinde yaşayan "Subar" (Su-bir) halkı ile M.S. 5. ve 6. yüzyıllarda Kafkaslar ve Anadolu’da fırtınalar estiren, Sibirya’ya adını veren Sabar (Sibir) Türklerinin aynı soy ve etnik kökten geldiğini ortaya koymuştur.
Tarihsel Süreklilik: Asya içlerinden fırlayarak gelen Sabar Türkleri, binlerce yıl önce akrabalarının yurt tuttuğu Diyarbakır ve Doğu Anadolu topraklarına yabancı değil; tam aksine kendi ata yurtlarına, kadim Subar coğrafyasına geri dönmüşlerdir.
4. Kültürel ve Arkeolojik İzler
Diyarbakır ve çevresinde yürütülen arkeolojik kazılarda (özellikle Çayönü, Ambar Barajı havzası ve Bismil höyüklerinde) elde edilen bulgular, Subar kültürünün Orta Asya ve Avrasya bozkır kültürüyle olan paralelliğini göstermektedir:
Maden İşlemeciliği: Subarlar, dönemlerinin en ileri bakır ve tunç işlemecileridir. Diyarbakır’ın Ergani (Bakırmaden) bölgesindeki zengin bakır yataklarını tarihte ilk kez sistemli ve profesyonel şekilde işleyenler Subarlardır. Bu maden teknolojisi, atlı bozkır kültürünün (Türk maden işçiliğinin) tipik özelliklerini taşımaktadır.
At ve Savaş Kültürü: Subar mezarlarında ve kalıntılarında rastlanan at koşum takımları ve silah formları, Türk savaş sanatının ve bozkır yaşantısının Mezopotamya’ya taşınmış ilk örnekleridir.
Subarlar, Diyarbakır’ın ve Doğu Anadolu’nun en eski tarih katmanını oluşturan, bu topraklara Türk soyunun ve dilinin tohumlarını eken asil bir Ön Türk kavmidir. Onların kurduğu "Subartu" medeniyeti, Malazgirt’ten tam 3000 yıl önce bu coğrafyanın dilsel ve kültürel olarak Türk dünyasının bir parçası olduğunun en büyük bilimsel kanıtıdır. Bugün Diyarbakır Türkmenlerinin damarlarında akan asil kan, bin yıl önce Horasan’dan gelen Oğuz boylarının yanı sıra, beş bin yıl önce bu topraklarda Dicle’nin suyunu içip bakırı işleyen kadim Subar Türklerinin de mirasıdır.
KAYNAKÇA
Landsberger, Benno (1943). İslam Kaynaklarına Göre Kadim Mezopotamya ve Subarlar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (Mezopotamya'nın yerli halkı Subarların eklemeli dilleri ve etnik kökenleri üzerine en temel yabancı kaynak).
Kırzıoğlu, M. Fahrettin (1993). Kürtlerin Türklüğü. Ankara: Geçit Yayınları. (Subar-Sabar bağlantısını, çivi yazılı tabletlerdeki Ön Türkçe isimleri ayrıntılarıyla inceleyen eser).
Memiş, Ahmet (2000). Eskiçağda Türkler. İstanbul: Çizgi Kitabevi. (Subarlar, Hurriler ve Gutilerin Ön Türk tarihi içerisindeki yeri ve Anadolu yerleşimleri).
Sevinç, Necdet (1983). Arkaik Kaynaklara Göre Doğu Anadolu'nun Türklüğü. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı. (Diyarbakır ve çevresindeki çivi yazılı belgelerde geçen Subarca kelimelerin Türkçe ile filolojik karşılaştırması).
Tarhan, M. Taner (1985). Ön-Tarih Çağında Türklerin Ataları. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.
Akkoyunlu Türk Budunu

