SARAYBOSNA’NIN KADERİNİ DEĞİŞTİREN GİZLİ HAVA KÖPRÜSÜ ve BATI’YI ÇILGINA ÇEVİREN PAKİSTAN İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANI : CAVİD NASIR
Bu gün, 07:04

Tarih, sadece masalarda yapılan anlaşmaların değil, karanlık odalarda verilen hayati kararların da mecrasıdır. 1990’ların başında, Orta Avrupa’nın kalbinde, minarelerin ve çanların asırlardır bir arada yaşadığı Bosna-Hersek topraklarında insanlık tarihinin en utanç verici trajedilerinden biri sahneleniyordu.
Birleşmiş Milletler’in çıkardığı o meşhur ve ikiyüzlü "silah ambargosu", kâğıt üzerinde tüm eski Yugoslavya coğrafyasını kapsıyordu. Ancak pratikte bu karar, ellerinde devasa bir ordu ve ağır silah mirası bulunan Sırp katillere bayram yeri, evini yurdunu korumaktan başka suçu olmayan masum Boşnak Müslümanlara ise açık bir idam fermanı sunuyordu. Saraybosna günlerce, aylarca kuşatma altındaydı; yetimlerin acısı göğü deliyor, dünya ise bu vahşeti sadece seyrediyordu.
İşte tam bu karanlık tablonun ortasında, İslam âleminin vicdanını ayağa kaldırmaya ant içmiş bir adam sahneye çıktı: Pakistan İstihbarat Teşkilatı (ISI) eski direktörü General Cavid Nasır.
1992 ile 1993 yılları arasında Pakistan İstihbarat Teşkilatı'nın başında bulunan General Cauid Nasır, küresel güçlerin ve Birleşmiş Milletler’in yasaklarını hiçe sayarak tarihin seyrini değiştirecek gizli bir operasyonun düğmesine bastı.
Suudi Arabistan’ın güçlü ve kararlı finansal desteği arkasındaydı.
Pakistan İstihbarat Teşkilatı , Pakistan’dan kalkan kargo uçaklarıyla Türkiye ve İran hava sahasını kullanarak Bosna’daki direnişçilere kadar uzanan devasa bir gizli hava köprüsü kurdu.
Bu uçaklar; Sırp tanklarının demirden kalplerini paramparça edecek BGM-71 TOW gibi son teknoloji tanksavar füzelerini ve hayati mühimmatları, kuşatma altındaki Saraybosna’nın damarlarına taşıdı.
Daha da ötesi, Pakistan devleti 1995’in Temmuz ayında Cenevre’de yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısında, BM ambargosunun "hukuk dışı ve gayri meşru" olduğunu açıkça ilan etti. Aynı dönemde Pakistan, Birleşmiş Milletler’in Bosna’daki barış gücü UNPROFOR’a dördüncü en büyük askerî katkıyı sağlayan ülkeydi; bu diplomatik ve askerî varlık, gizli sevkiyatların koordinasyonunda kilit bir rol oynamıştı.
Yıllar sonra, 2002 yılında, İngiliz basınında hakkında çıkan asılsız suçlamalara karşı hukukî mücadele başlatan General Nasır, Lahey'deki mahkeme tutanaklarına ve savunma dilekçelerine adeta bir imza niteliğinde şu tarihi itirafı bıraktı:
"Birleşmiş Milletler’in kuşatma altındaki Boşnaklara silah sevk edilmesine koyduğu tüm yasaklara ve engellere rağmen; kuşatmayı yarıp Sırp birliklerini geri püskürten, savaşın dengesini tamamen Müslümanların lehine çeviren o gelişmiş tanksavar füzelerini başarıyla ulaştırdım. Ve bu durum, en çok da Washington'un (ABD hükümetinin) uykularını kaçırdı, onları öfkeden deliye döndürdü."
Bu cesur itiraf, Batı başkentlerinde ve uluslararası odaklarda büyük bir rahatsızlık yarattı.
Sırp savaş suçlularının ellerini kollarını sallayarak gezdiği, masumların mezarlarının üzerinin toprakla örtülmeye çalışıldığı bir dönemde; insanlık onurunu savunan bu adam hedef tahtasına oturtuldu.
Uluslararası Eski Yugoslavya Savaş Suçları Ceza Mahkemesi (ICTY), 2011 yılında ambargoyu deldiği ve savaşın seyrini değiştirdiği gerekçesiyle General Cavid Nasır’ın tutuklanıp Lahey’e teslim edilmesini talep etti.
Pakistan devleti bu skandal talebi reddetti ve General'in geçirdiği bir trafik kazası sonucu hafızasını kaybettiğini, dolayısıyla mahkeme huzuruna çıkamayacağını bildirdi.
General Cavid Nasır, 2024 yılında 87 yaşında fani hayata gözlerini yumdu. Ancak geride silinmez bir onur destanı bıraktı.
Bugün Bosna sokaklarında yürüyün; Saraybosna’nın çiçeksiz mezarlıklarında dualar mırıldanan yaşlı anaların gözlerindeki vefada onun adı saklıdır. Pakistan’da ise 1998 yapımı kült yapım Alpha Bravo Charlie dizisi, bu gizli ve kahramanca operasyonun hatırasını nesilden nesile aktaran simgelerden biri olarak tarihe kazındı.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun; adını vicdanların arşivine yazdıran o yiğit asker, mazlumların dualarıyla anılmaya devam edecektir.
Hazırlayan :
Abdülhamid Doğan

