Alevi bir Türkmen obasında "Ak Taş Diye Belediğim" Türküsünün yaygın bilinen hikayesi

Bu gün, 16:14           
Alevi bir Türkmen obasında "Ak Taş Diye Belediğim" Türküsünün yaygın bilinen hikayesi
Alevi bir Türkmen obasında "Ak Taş Diye Belediğim" Türküsünün yaygın bilinen hikayesini hatta bunun bir sinema filmine senaryo olan geçmişini anlatayım sizlere:
Bu Türkü, Anadolu'da dilden dile aktarılan, evlat hasreti ve kadın çaresizliğini konu edinen yürek burkan bir efsaneye dayanır.
Hikayenin Başlangıcı: Bey ve kısır eşidir. Öyle ya eril ve ataerkil toplumlarda sanki hiç erkekler kısır olamazmış ve bu da çok normal değilmiş gibi bir algı var maalesef güzel Canlarımız.
Bir Türkmen obasında (veya Avşar obasında) oymak beyinin çocuğu olmaz. Bunun üzerine beyin ailesi ve tüm oba "Beyin ocağı tütsün, soyu kurumasın" diye dertlenmeye başlar.
KADININ ACISI ve ÇARESİZLİĞİ
Bey, soyunun devamı için başka bir kadınla evlenmek zorunda kalır. Çocuğu olmayan ilk eş, bu durum karşısında derin bir üzüntüye kapılır.
Kederinden dolayı divane olan kadın, dağlara bayırlara çıkar, yalnız başına dolaşmaya başlar.
AK TAŞ ve ÖTÜĞ (YAKARIŞ)
Dere tepe gezerken bir yerde beyaz, uzunca bir taş bulur. Bu taşı, henüz doğmamış ama kalbinde yaşattığı evladı yerine koyar. Taşı alıp tıpkı bir bebek gibi tülbendine (kundağa) sarar, onu belemeye (kundaklamaya) başlar. Kadın, taşı bağrına basıp Tanrı'ya (Hakk'a) sürekli yakarır:
Ak taş diye belediğim
Tülbentime doladığım
Hakk’tan dilek dilediğim
Mevlam şu taşa bir can ver
MUCİZE ve TÜRKÜLEŞME
Kadının samimi yakarışları ve derin acısı sonucunda, Tanrı onun dileğini kabul eder. Efsaneye göre, ak taş canlanır ve gerçek bir bebek olur.
Kadın bu mucize karşısında büyük bir sevinç yaşar, fakat bebeğinin babası henüz obaya dönmemiştir. Bu yüzden türkünün son kısımlarında:
Yüksekte şahin yuvası
Alçakta Avşar obası
Gelsin yavrumun babası
Emzireyim nenni, nenni
diyerek hasretini ve sevincini dile getirir. Anadolu’daki kadın bebek yerine taşı koyarak bir metafor (eğretileme, mecaz) kullanır.
Buradaki mana ise şudur: Çocuğu olmasa da anaçtır Kadın. Çünkü tüm doğa ona evlattır güzel Canlarımız.
SİNEMADAKİ SENARYO
Sinema filmi ise biraz farklı olarak yazılır. Buna göre: Aralarında büyük bir sevgi olan Ağa kızı Fatma ile oba beyi Ali bir gün evlenirler. Çiftin büyük beklentilere rağmen bir türlü çocukları olmamaktadır.
Çevreden gelen baskılara ve yakınların durumu kabullenmemesine rağmen Fatma’yı çok seven Ali eşinden ayrılmamaya kararlıdır.
Bunalım yıllarının ardından Fatma ile Ali çiftinin bir çocuğu olur fakat bir göç esnasında ortaya çıkan vahşi bir kuş, bütün planları alt-üst edecektir.
Kuş çocuğu kapıp kaçar. Çocuk yerine beşikte artık bir taş olur o kadersiz Fatma’nın çocuğu maalesef ki. Bunun üzerine bu ağıt ünlenir:
ALEVİ DİLİNDE AĞIT VE ÖTÜĞ (dua)
Aktaş diye belediğim
Tülbentime doladığım
Hakk'tan dilek dilediğim
Mevlam bu taşa can versin
Çektiğim dert ile mihnet
Ben kimlere edem minnet
Medine'de ol Muhammed
Söylen bu taşa can versin
Yolda giden ulu kervan
Dizimde kalmadı derman
Kırşehir'de Ahi Evran*
Söylen bu taşa can versin
(*esnafların Bektaşi Babasıdır)
Kurban olam kavim kardaş
Ben kimlere olam yoldaş
Koca Hünkar Hacı Bektaş
Söylen bu taşa can versin
Yazılanlar gelir başa
Hele bakın olan işe
Ünü böyük Aşık Paşa*
Söylen bu taşa can versin
(*Baba İlyas torunudur)
Felek bana etti cevri
Dayanmıyor yürek gayri
Ulu Ahmed-i Gülşehri*
Söylen bu taşa can versin
(*Ahi Evran dostudur)
Kadir Mevlam kerem kani
Kara taşa verir canı
Baba Süleyman Türkmani*
Söylen bu taşa can versin
(*Mevlevilerin Hünkâr'a bağlı Dedesidir)
Bu ne kısmet bu ne talih
Ciğerlerim bölük bölük
Kaya Şahı Şah Salih
Söylen bu taşa can versin
Niyaz eder sana Hüsne
Kullarına cefa verme
Ziyarette Yunus Emre
Söylen bu taşa can versin
Kara taşa nenni dedik
Yedi kat tülbente sardık
Ekecik'te Emrem Tapduk*
Söylen bu taşa can versin
(*Hünkâr dervişidir, Yunus'un rehberidir)
Dileklerim kabul ola
Taş bebeğim dile gele
Mecidiye'de Yağmur Dede*
Söylen bu taşa can versin
(*Ankara Ayaş'ın Yağmurdedesi olabilir)
Düştü yürek yandı köze
İmdat eyle Húsne kıza
Kızıl Dağ'da ol Şah Hamza*
Söylen bu taşa can versin
(Çorum veya İzmir'deki Hamza Baba)
Harmanlarda olur yaba
Savururlar kaba kaba
Aflak'ta Pir Abdal Koca*
Söylen bu taşa can versin
(*Pir Sultan Abdal)
Bu ne acı bu ne keder
Yüreğimden kanlar gider
Derde deva Şah Kalender*
Söylen bu taşa can versin
(*Hünkâr soylu direncin ve Şah Hüseyin'in Anadolu'daki vücud bulmuş ulusudur)
Emeklerim verme yele
Göz yaşlarım döndü sele
Avcı'daki Seyit Dede*
Söylen bu taşa can versin
(*Sivas Divriği veya Manisa Akhisar'lı Erendir)
Yüksekte şahin yuvası
Enginde Türkmen obası
Şad olsun Kemal babası
Mevlam bu taşa can versin
Acılarımızda car ettiğimiz, onları sığınak yaptığımız tüm Er, Evliya kimseyi darda, zarda, zorda komaya. Candan diyelim Allah Allah.
.
Dedelerimizden gelenler...
Alevi bir Türkmen obasında "Ak Taş Diye Belediğim" Türküsünün yaygın bilinen hikayesini hatta bunun bir sinema filmine senaryo olan geçmişini anlatayım sizlere:
Serpil Akdemir












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]