URARTULAR VE PROTO-TÜRK KÖKENİ
Bu gün, 10:13

Prof Dr Firudun Celilov Ağasıoglu
Tarih yazımında milletlerin kökenleri ve anayurtları üzerine yapılan araştırmalar, zaman zaman yerleşik paradigmalara meydan okuyan yeni teorilerin doğmasına zemin hazırlamaktadır. Türklerin anayurdunu geleneksel kabullerin aksine Orta Asya veya Altaylar yerine Ön Asya, Doğu Anadolu ve Urmiye Gölü havzası olarak belirleyen en dikkate değer yaklaşımlardan biri Urmu Teorisi'dir. Bu teorinin merkezinde yer alan Urartu Krallığı (MÖ 9.-6. yüzyıl), sadece bölgenin güçlü bir Demir Çağı devleti olarak değil, aynı zamanda Avrasya’ya yayılacak olan antik Türk boylarının Ön Asya'daki kök kültürü ve etnik bileşeni olarak ele alınmaktadır.
Urmu Teorisi'ne göre, Türklerin etnik oluşum süreci (etnogenez) MÖ 4. binyıldan itibaren Urmiye Gölü ile Van Gölü arasındaki havzada şekillenmiştir. Bu coğrafyanın kadim halklarından biri olan Urartular, batı merkezli tarih tezlerinin iddia ettiği gibi Türk dünyasından tamamen kopuk, soyu tükenmiş yalıtılmış bir Kafkas kavmi değildir. Teorinin sunduğu temel argümanlar üç ana başlık altında toplanmaktadır:
Göç Yollarının Doğru Okunması:
Geleneksel tarih tezi Türk göçlerini Doğu'dan Batı'ya (Asya'dan Anadolu'ya) doğru başlatırken, bu teori göç yönünü tam tersine çevirir. MÖ 4. binyıldan itibaren iklimsel ve sosyo-ekonomik sebeplerle Urmiye/Van havzasındaki Proto-Türk boyları kuzeye ve doğuya (İç Asya'ya) göç etmiş, Altaylardaki bozkır kültürünü beslemiştir. Urartular ise bu göç dalgalarından sonra anayurtta kalan, yerleşik hayatı ve yüksek medeniyeti sürdüren akraba toplulukların bir devamıdır.
Dilsel Ortaklıklar ve Leksikal Kanıtlar:
Urartu ve onlardan önceki Hurri dillerindeki eklemeli (bitişken) yapı, Türk dilinin temel karakteristiğidir. Çivi yazılı Urartu kitabelerinde yer alan yönetim, askeri teşkilat, coğrafya ve günlük yaşama dair pek çok kelimenin kök analizi yapıldığında, bunların Eski Türkçe ve Proto-Türkçe kelime ögeleriyle doğrudan fonetik ve anlamsal bağlar taşıdığı savunulmaktadır.
Maddi Kültür ve Arkeolojik Devamlılık:
Urartu coğrafyasında karşımıza çıkan mimari yapılar, taş işçiliği, kaya mezarları, bükülü gömme (kurgan tarzı) defin ritüelleri ve dikilitaş kültürü (taş babalar), bozkır Türk kültür coğrafyasındaki arkeolojik bulgularla birebir paralellik göstermektedir. Bu durum, Urartuların maddi kültürünün Türk boylarının erken dönem kültürel birikimiyle aynı kaynaktan beslendiğini ortaya koymaktadır.
Urmu Teorisi, Urartuları tarihin karanlık odalarında kaybolmuş izole bir topluluk olarak görmek yerine, Türk milletinin binlerce yıllık Ön Asya tarihindeki yerleşik köklerinden biri olarak tanımlar. Bu yaklaşıma göre Urartular; Sümer ve Hurri gibi kadim medeniyetlerle birlikte, Türklerin Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasındaki varlığının 1071 Malazgirt Savaşı ile başlamadığını, aksine bu toprakların en az 5000 yıllık bir Türk yurdu olduğunu somutlaştıran en önemli tarihsel basamaklardan biridir.
Kaynaklar
Celilov, F. (2006). Urmu Teorisi: Türklerin Ön Asya'daki Kadim Atayurdu. Bakü.
Celilov, F. (2014). Dokuz Bitik: Türk Dilinin ve Tarihinin Erken Dönemi Üzerine Araştırmalar. Bakü.
Celilov, F. (2018). Kadim Türk Tarihi ve Ön Asya Etnogenez Süreçleri. Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Yayınları.
Firudin Celilov



