ATATÜRK'Ü ŞAŞIRTAN ADAM - GÖRELELİ PİÇOĞLU OSMAN
8-09-2026, 11:04

Dünyada son yüzyılın en büyük Eğitim Bakanı: Hasan Ali Yücel'le aynı köyden olan ünlü kemençeci; Piçoğlu Osman'ın kısaca yaşam öyküsü üzerine sohbet etmek istiyorum.
Adı: Osman
Soyadı: Gökçe
Doğum Tarihi:1901
Baba adı: İsmail (yöresel tabirle Göculardan)
Ana Adı: Esma (Cındıkoğullarından)
İli: Giresun
İlçesi: Görele
Köyü: Daylı Köyü
TRT Mahlası: Bicioğlu (Piçoğlunun sansürlenmiş şekli)
Daylı Köyünden yoksul bir ailenin çocuğu olan Osman, dört yaşında annesini kaybederek yetim kalmış ve 11 yaşına geldiğinde babasını kaybederek hepten yetim kalmıştır.
Ama hayat devam ediyor...
Yaşaması ve iki ayakları üzerinde durması gerek!
Osman, yörenin kemençe üstadı Halil Kodalak (Karaman Ağanın) keçilerini bakmak için çoban durur...
Kemençeci Halil Kodalak'ın gündüz keçilerini bakan, boş vakitlerinde kemençesini dinleyen Osman'a aynı zamanda Kemençe öğretmeye çalışır Halil Kodalak...
Doğuştan gelen yeteneği ile çok kısa bir zaman dilimi içinde Halil Ustadan kemençeyi öğrenir Keçi Çobanı yetim Osman!
Gün geçtikçe ustalaşır adeta!
Hatta "Boynuz Kulağı geçer" misali yavaştan-yavaştan ustasını da geçmeye başlamıştır.
Fakat ustasının kemençeyle çaldığı ve hiçbir kemençecinin çalıp- söyleyemediği "Tuzcuoğlu Horon Havası" vardır ki, Kemençeci Halil usta bunu (çalma tarzını) ne başkalarına, nede çırağı ve Çobanı olan Osman'a öğretmektedir...
Kemençeci Kodalak Halil, genellikle bu "Tuzcuoğlu Horon Havasını" yanında çırağı Osman varsa; ne kadar ısrar ederlerse-etsinler asla çalmaz ve çalmamak için direnir.
Fakat bir gün Halil Kodalak bir yere giderken yolda 'Horon Seven'üç-dört kişiyle karşılaşır ve karşılaştığı kişiler; "Karaman Ağa ne olur,az oturup soluklan ve bize de şu "Tuzcuoğlu Havasını" çal da iki horon oynayalım" derler.
Karaman Ağa,sağa-sola bakar kimsecikler olmadığı için Kemençeyi çıkarır istenilen 'havayı' çalmaya başlar.
Tesadüf bu'ya; ileride Çobanı ve Çırağı olan Osman'da meğer bir duvarın dibinde kemençesi elinde; olup biteni izler ve dinlermiş...
Yani beri yanda Kodalak Halil bu zamana kadar çırağına öğretmek istemediği 'Tuzcuoğlu Horon Havasını' çalarken, öte yanda'da çırak Osman, kemençesini eline alıp aynen ustasını (gayda) olarak taklit etmeye başlamış.
Ancak Osman, çaldığı gaydaya kendisini o kadar çok kaptırmış ki; birden-bire heyecanına yenik düşerek orta yere çıkmış.
Halil Kodalak, bakmış ki öte yanda aynı gaydayı çırağı Osman'nın çaldığını görünce fırçayı basmış; "Ulan piç'in oğlu sen nereden çıktın? Ötekileri öğrendin de bir tek bu poki mi öğrenmek kaldı!"
O günden sonra Osman Gökçe'nin adı en kestirme yoldan ve daha doğrusu yakasında (kendisininde severek kabul ettiği) "PİÇOĞLU OSMAN" olarak Kemençe Dünyasında namı yürümeye başlar!
(Bu öyküyü aynı zamanda bir yazısında kendi köylüsü sayılan ve Hasan Ali Yücel'in oğlu ve ünlü şair Can Yücel'de anlatmaktadır)
Piçoğlu Osman (Gökçe) iki evlilik yapar. Birinci evliliği Hava'dan; ikisi erkek ve üçü kız beş çocuğu olur.
Hava hanım yakalandığı Tüberkülozdan 1932 yılında 33 yaşında ölünce, ikinci evliliğini ayna zamanda akrabası olan Gülsüm Hanım ile yapmış, fakat bu hanımdan çocuğu olmamıştır.
Doğu Karadeniz'de kemençe denilince, ilk akla gelen hiç şüphesiz ve tereddütsüz Piçoğlu Osman akla geliverir.
Çünkü bu zaman kadar onun eline su döken olmamıştır hala!
O bir anlamda Kemençenin Profesörü ve Ordinaryüsü'dür!
Kemençe sanatında ve dilinde usta olduğu kadar ayna zamanda muzip güfteler yapmakta da ustadır...
Piçoğlu Osman'ı profesyonel olarak ilk keşfeden ünlü müzik adamı: Muzaffer Sarısözen'dir.
Bir Karadeniz gezisi sırasında rastladığı Piçoğlu Osman'ın ustalığını görünce onu hemen Ankara'ya alıp götürür.
Radyo Programlarına çıkarır.
Bu arada Taş Plak çıkarmasına yardımcı olur.
Fakat Piçoğlu (özgürlüğü seven kuşlar gibi) Ankara'da kalmayı pek sevmez, kısa bir süre sonra Giresun'a döner.
Fakat TRT Repertuvarlarına;
1- Giresun Eşref Bey Ağıdı
2- Trabzon Kahya Havası
3- Tamzara7nın Üzümü
4-Giresun Karşılaması
5- Romika Horon
6- Trabzon Şarkısı "Fadime"
7- Trabzon Ören Havası
8- Irmağın Kenarında
9- Geminin İçindeyim
10- Tamzara'nın Üzümü (Katırcı Tamzara'sı) eserler kazandırmıştır.
Yıl: 1924
Mustafa Kemal Atatürk Trabzon'a ilk ziyaretini yapar.
Belediye Başkanı; Ahmet Faik Barutçu, Atatürk'ün TSM eserlerini çok sevdiğini bildiği için Amatör Sanatçılardan bir program yaptırır ancak Mustafa Kemal pek sevmediği her halinden bellidir. Başkana dönerek; "Başka sanatçılarınız var mı?"diye sorar, Belediye Başkanı daha önceden(birde kemençeci bulunsun tedbirini aldığı için Piçoğlu Osman'ı da önceden çağırtıp getirtmiştir)
Başkan; "Birde Kemençeci olduğunu" söyleyince, Mustafa Kemal; "Getirin dinleyelim" der...
Piçolu Osman'ın Kemençesini -manileriyle birlikte- sonuna kadar büyük bir zevkle dinleyen Atatürk, Başkana dönerek; Bu delikanlıyı iyi saklayın, büyük bir sanat dehası." diyerek taltif eder...
1946 yılında yakalandığı bir hastalık sonucu yaşamını yitiren büyük Kemençe Ustasının mezarı Kulaksız Mezarlığındadır.
Bir başka ünlüyle görüşmek üzere...
Necdet Kurt

