TÜRKEŞ "SENİN AMACIN NE, ÇIK DIŞARI..!" DEDİ

14-08-2026, 11:14           
TÜRKEŞ "SENİN AMACIN NE, ÇIK DIŞARI..!" DEDİ
1992 yılında MHP’den istifa eden, Muhsin Yazıcıoğlu ile beş milletvekili ve birkaç MYK üyesi arkadaşın ayrılığı, biz MYK üyeleriyle, teşkilatlar ve taban üzerinde büyük şok ve üzüntüye sebep olmuştu.
Başbuğum, MYK üyelerini acilen olağanüstü toplantıya davet etti. Toplantı öncesi katılımcıların listesi elden ele dolaşıp imzalanıyordu. Sıra bana geldiğinde, listede Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer arkadaşlarımızın istifa etmiş olmalarına rağmen, isimlerinin halen listede olduğunu görünce, "Herhalde silmeyi unutmuşlar" diye düşündüm. Listeye imzamı attım.
Bu sırada yanımda oturan, Merkez Karar Kurulu üyesi Yılmaz Şenyüz, MYK üyelerinin istifasıyla MYK üyeliği sıranın kendine geldiğini düşünerek, biraz da aceleci davranarak toplantıya gelmiş ama katılacaklar listesinde ismini göremeyince bozulmuştu. Ben de bunun üzerine; “Herhalde istifa edenleri listeden silmeyi unutmuşlardır, merak etme ben şimdi hallederim” diyerek, listeyi elime aldım. Gözüme ilk ilişen Kahramanmaraş milletvekili Ökkeş Şendiller’in ismi oldu. Biraz kırgın, biraz da kızgınlıkla üstünü çizip, önüne Yılmaz Şenyüz yazarak. "Artık imzalayabilirsiniz” dedim.
Toplantı bittikten sonra Özel Kalem Müdürü Sami Cezaroğlu Bey, Başbuğun beni çağırdığını söyledi. Son derece rahat bir şekilde Başbuğun kapısından içeri girdim. Ben daha kapıdan girer girmez bana, “Senin amacın ne, sen ne yapmak istiyorsun?” diyerek öylesine bir bağırdı ki, gök kubbe başıma yıkıldı sandım. Şaşkınlık içerisindeyim.
- Çok özür dilerim, anlayamadım, efendim, dememle birlikte
- Hatan çok büyük, çık dışarı. Düşün, bir saat sonra tekrar gel, diyerek, tabiri caizse beni makamından kovdu.
Dışarı çıktım, moralim son derece bozuktu. Bugüne kadar ben Başbuğumuzdan böyle bir azar işitmemiştim. Düşünüyorum, ben nasıl ve nerede bir hata yaptım ki, Başbuğum bana böyle kızdı, bağırdı. Beni böylesine ağır bir şekilde azarlaması üzerine tekrar tekrar düşünüyordum.
Genellikle otobüsle akşamları Ankara’ya gelir, sabahleyin genel merkezde toplantıya katılırdım. Yine böyle yapmıştım. Kendimde en ufak bir hata ve kusur göremiyordum. Tabii imza olayı hiç aklıma gelmiyor. Bir saat sonra, utana sıkıla tekrar Başbuğun huzuruna çıktım. Bana dönerek;
- Hatanı anlayabildin mi? sorusuna;
- Efendim, çok özür dilerim, çok düşündüm, nerede hata yaptığım aklıma gelmedi.
- Peki o zaman ben sana sorayım, Ökkeş Şendiller arkadaşımızın ismini listeden kim çizdi?, deyince,
- Ben çizdim efendim, dememle birlikte;
- Hele şükür anlayabildin. Oğlum biz listelerden isimleri çıkarmasını bilmiyor muyuz? Partinin yetkili kurulları varken, sen nasıl böyle bir hata yaparsın? Belki arkadaşlarımızın kırgınlıkları, kızgınlıklarını geçer, tekrar yuvalarına dönerler düşüncesiyle, kapıyı biz bilerek açık bırakırken, sen o isimleri silerek, kapıyı tamamen yüzlerine kapatmıyor musun? Ben sana ne diyeyim oğlum? O kadar safsın ki, yaptığın büyük hatanın bile farkında değilsin, dedi.
Çok özür dileyerek huzurlarından ayrıldım. Başbuğ çok haklıydı. Affedilmez bir hata yapmıştım, o anki mahcubiyetimi tarif edemem. Hatırladığım kadarıyla, kapı uzun zaman açık kalmış, ben de o kapıyı bir daha kapatma pervasızlığında bulunmadım.
Bu istifalar konusunda, Başbuğumuz hakkında hep yalan yanlış bilgiler verildiği için bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla bu hatırayı paylaşarak gerçekler bilinsin istedim.
(Kaynak: Gültekin Çavuşoğlu 🇹🇷 Başbuğ Alparslan Türkeş İle Hatıralarım 🇹🇷 Doğu Kütüphanesi, 2026-İst.)
Recep Küçükizsiz












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]