Kod Adı BARNABAS
20-07-2026, 10:04

-1-
Magosa’da Gece Yarısı Baskını ve İlk Kurban
Hiç düşündünüz mü;
Küçücük bir adada, döküntü bir manastırın bahçesindeki ıssız bir mezar, nasıl olur da Türkiye’nin en karanlık faili meçhul cinayetlerinin pimini çeker?
Bugün geriye dönüp baktığımızda;
"Biz nelerin içindeymişiz?" dedirtecek, resmi tarihin asla yazmadığı, ama kanla, barutla ve teolojik sırlarla örülmüş o devasa dosyanın kapağını açıyoruz..
Her şey 1996 yılının Mart ayında, Kıbrıs Magosa’daki Aziz Barnabas Manastırı’nda başlar..
Ve o gece açılan o mezar, Anadolu’nun dürüst liderlerine kadar uzanacak bir ölüm zincirinin ilk halkasıdır!
Maskeli Askerler, Kilitlenen Telsizler;
14 Mart 1996 Gecesi
Tarihler 14 Mart 1996 Gece yarısı..
Aziz Barnabas Manastırı ve İkon Müzesi’nin kapısına askeri araçlar yanaşır.
Yüzleri maskeli, tepeden tırnağa silahlı adamlar araçlardan iner,
Müzenin üç nöbetçisini bir odaya kilitleyip ellerini bağlarlar!
Ertesi sabah anlaşılır ki,
Adadaki sıradan bir hırsızlık şebekesinin asla cesaret edemeyeceği bir şey yapılmıştır;
Manastırın bahçesindeki Aziz Barnabas’ın asıl mezarı kazılmış, yerin altındaki o gizli odaya girilmiştir!
Resmi makamlar jet hızıyla bir açıklama yaparlar;
"Üç beş tarihi ikon çalındı, adi bir hırsızlık olayıdır!”
Yalan söylüyorlardı!
Çalınan şey üç beş ikon veya altın değildir. O gece devletin içindeki bazı illegal odaklar, özel saklama kapları içinde yeraltından tek bir şey çıkardılar;
MS 325 yılındaki İznik Konsili’nden beri Vatikan’ın köşe bucak kaçtığı, Hristiyanlık teolojisini kökten sarsacak;
“İslamiyet'in Son ve Gerçek Hak Din” olduğunu batının kendi kaynağıyla tescilleyecek olan “Orijinal Barnabas İncili” çalınmıştır!
"Ganimet Değil, İncil Çalındı!"
Diyen Bir Gazeteci;
Kutlu Adalı
Herkes korkudan susarken, Kıbrıs’ta kalemi bükülmez bir gazeteci;
Yenidüzen gazetesindeki köşesinde bu baskının arkasını kazımaya başlar..
Bölgedeki askeri araçların plakalarını, o gece telsizlerin neden susturulduğunu, sivil savunma teşkilatının bu işteki parmağını tek tek yazar.
En önemlisi, o meşhur manşeti atar;
“Oradan Çalınan Altın-Gümüş veya Bir İkon Değil,
Aziz Barnabas'ın Kendi Eliyle Yazdığı gizemli İncil'di!”
Gazeteci Kutlu Adalı bu satırları yazdıktan sonra tehdit telefonları almaya başlar.
Susturmak isterler, ama geri adım atmaz, yazmaya devam eder!
Takvimler 6 Temmuz 1996’yı gösterdiğinde, evinin önünde uğradığı silahlı suikastla susturulur!
Kıbrıs basını ertesi gün;
"Susmayacağız!" manşetleriyle çıksa da dosya derin devletin dehlizlerinde kapatılır!
Ta ki 25 yıl sonrasına kadar!
25 Yıl Sonra Gelen Şok İtiraf;
"Keşif Yapmaya Gittik!"
Yıllarca komplo teorisi denilen bu olayın üzerindeki sis perdesi, 2021 yılında Sedat Peker’in videolarıyla darmadağın olur!
Sedat Peker, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Korkut Eken’in, Kutlu Adalı’yı öldürmek için kendisinden tetikçi istediğini açıkça itiraf eder!
İşin daha vahim boyutu, Sedat Peker'in kardeşi Atilla Peker’in savcılığa verdiği resmi ifade de ortaya çıkar.
Atilla Peker aynen şunları söyler;
“Korkut Eken ile birlikte Kıbrıs’a gittik.
Sivil Savunma Daire Başkanlığı’na geçtik.
Orada Albay Galip Mendi ile görüştük.
Korkut Eken’in çantasında Uzi marka bir silah vardı, bana susturucu takmayı öğretti.
Kutlu Adalı’nın evinin çevresinde bizzat keşif yaptık..”
Olayda İlk Tuğla Bu Şekilde Çekilmiş Oluyor
Kıbrıs’ta bir mezarın açılmasıyla, Türkiye’deki derin devletin en tepe isimleri Mehmet Ağar, Korkut Eken ve SedatPeker’in harekete geçmesi aynı döneme denk geliyor!
Kutlu Adalı, sadece bir gazeteci olduğu için değil; küresel bir teolojik savaşın yeryüzüne sızan ilk belgesine, yani Barnabas İncili’ne dokunduğu için seçilmiş bir kurbandır!
Peki, o gece mezardan çıkarılan o kutsal ve tehlikeli metin Kıbrıs'ta mı kaldı?
Hayır!
Tam o günlerde, TBMM raporlarına göre adada çok tanıdık bir isim daha vardır;
Sahte kimlikle dolaşan “Abdullah Çatlı!”
Mezardan çıkarılan İncil, Çatlı’nın eliyle Türkiye’ye getirilir.
Ve o İncil, sadece birkaç ay sonra Susurluk’ta bir Mercedes’in bagajındaki siyah çantada tarih sahnesine yeniden çıkacaktır!
*****
Konu hakkında biraz detaylara gireceğimiz için yazımız uzayacak gibi..
Yazı Dizimiz 3 ya da 4 Bölümden oluşacak inşallah..
2. Bölümünde;
“Susurluk’taki o meşhur kazada arabadan kaybolan gizemli siyah çantada ne vardı?”
“Abdullah Çatlı’nın kazadan hemen önce aradığı dürüst lider kimdi?”
“Ve İskenderpaşa Cemaati Lideri Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan, Avustralya’daki o şüpheli TIR kazasında öldürülmesinden önce Barnabas hakkında neyi keşfetmişti?”
Takipte kalın, gerçeğin dondurucu nefesini hissetmeye hazır olun!
Mahmut Çetin

