Bazen tarih, insanın kendi yolunu ve sorumluluğunu yeniden hatırlaması için acı bir uyarıya dönüşebilir.
14-08-2026, 08:04
Bağdat’ı işgal eden Hulâgû Han’ın kızı, bir meydanda büyük bir kalabalığın etrafında toplandığı saygın bir bilgeyi görünce onu huzuruna getirtir. Bilge, aşağılanarak prensesin karşısına çıkarılır. Prenses kibirle sorar: “Görüyorum ki Tanrı bizi seviyor, sizi ise sevmiyor. Zafer bize verildiğine göre seçilmiş olan biziz.” Bilge, önce bağlarının çözülmesini ve kendisiyle eşit seviyede oturmayı ister. İsteği kabul edilince sakin bir sesle sorar: “Bir çobanı, sürüsünü ve sürüyü koruyan köpekleri bilirsin, değil mi?” Prenses onaylayınca bilge şu cevabı verir: “Bu dünya da böyledir. İnsanlar sürü, Tanrı ise mutlak çobandır. Bazen insanlar hakikatten uzaklaşınca, onları sarsıp uyandıracak güçlere de izin verilir. O güçler, çobanın köpekleri gibidir; amaçları üstünlüklerini ilan etmek değil, sürünün yeniden yolunu bulmasına vesile olmaktır.” Özü: Bu kıssa, görünen güç ile gerçek güç arasındaki farkı anlatır. Bir zafer ya da üstünlük, tek başına Tanrı’nın bir toplumu diğerinden daha çok sevdiğinin kanıtı değildir. Bazen tarih, insanın kendi yolunu ve sorumluluğunu yeniden hatırlaması için acı bir uyarıya dönüşebilir. Paloetos