KUŞAN HANLIĞI - Murat Adji
Bu gün, 16:54

Dünya tarihi, imparatorlukların askeri güçleriyle kazandıkları zaferlerle doludur; ancak kalıcı olan izler genellikle kılıçla değil, kültür ve inançla bırakılmıştır. I. yüzyılda tarih sahnesinde büyük bir azametle beliren Kuşan Hanlığı, Türk kültürünü ve medeniyetini Doğu dünyasının zirvesine taşımıştır. Bu dönemin en parlak figürü olan filozof, şair, yönetici ve komutan Han Erke (I. Kanişka), askeri başarılarının ötesinde, insanlığın manevi dünyasını şekillendiren derin bir öğretiyle hüküm sürmüştür. Onun huzurunda "Türk" kelimesinin kutsal bir saygıyla, sesler titreyerek telaffuz edilmesi, Kuşan medeniyetinin ulaştığı manevi ve kültürel gücün en somut göstergesidir.
Han Erke’nin 78 yılında tahta geçmesiyle başlayan 23 yıllık saltanat dönemi, Doğu dünyasının Tengri (Gök Tanrı) inancı ile tanıştığı altın bir çağ olmuştur. Bilge hanın en büyük gücü demir zırhlar veya oklar değil, "Tanrı" sözünün ta kendisiydi. İnsanlara kişisel sorumluluk bilincini aşılayarak, herkesin kendi cennetini veya cehennemini dünyadaki davranışlarıyla hazırladığını öğretmiştir. Bu inancın getirdiği "İyilik yap, dünya sana daha iyi olsun" ilkesi, kısa sürede farklı kavimler tarafından da kabul görmüştür.
Türklerin vakur, düzenli ve ihtişamlı ibadet törenleri dış dünyada büyük bir hayranlık uyandırmış, ana vatanları olan Altaylar coğrafyada "Yeryüzü Cenneti" olarak anılmaya başlanmıştır. Sabahları çan sesleriyle uyanan Kuşan şehirlerinde, ulu Gök Tengri’nin altında inşa edilen küçük mabetlerin etrafında ibadetler edilirdi. Kötü ruhları kovmak için yakılan tütsüler (kadıt) ve koro halinde alçak sesle söylenen ilahiler (ırmaz), bu manevi atmosferin temel taşlarıydı. Türklerin manevi sembolü olan eşkenar haç (vadjra) ise bu kültürün yayıldığı her coğrafyaya mührünü vurmuştur.
Bu kültürel ve manevi birikim, sadece Türk dünyasıyla sınırlı kalmamış; Hindistan ve Tibet'ten gelen din adamları aracılığıyla komşu medeniyetleri de dönüştürmüştür. Han Erke’nin Keşmir’de topladığı IV. Budizm Konsülü, Tengri öğretisinin etkisiyle Budizm’in çehresini değiştirmiş ve yeni bir akım olan Mahayana (ve sonrasında Lamaizm) kolunun doğmasını sağlamıştır. Bakır levhalara kazınan bu yeni ritüel metinleri; Çin, Tibet ve Moğolistan’da Budizm’in kutsal metinleri haline gelmiştir.
Kuşan Hanlığı ve bilge hükümdar Han Erke, insanlık tarihine sadece sınırları geniş bir imparatorluk değil, Doğu felsefesini ve dinlerini kökten etkileyen muazzam bir kültürel miras bırakmıştır. Gücünü kaba kuvvetten değil, adaletten, asayişten ve ahlaktan alan bu medeniyet, insan ruhunun özgürlüğünü ve ebediliğini savunarak kitleleri peşinden sürüklemiştir. Ne yazık ki kendi soydaşları tarafından zamanla unutulmaya yüz tutsa da, Han Erke’nin ektiği bilgelik tohumları ve Tengri kültürünün izleri, Doğu medeniyetlerinin kutsal metinlerinde ve yapılarında kalıcı bir miras olarak yaşamaya devam etmektedir.
KAYNAK
Adji, Murad. "Kuşan Hanlığı - Erke Han" adlı makale/eser metni.
Akkoyunlu Türk Budunu



