GÖBEKLİTEPE: 12.000 YIL ÖNCE KAFATASLARINA NEDEN BU KADAR ÖNEM VERİLİYORDU?

30-09-2026, 15:14           
GÖBEKLİTEPE: 12.000 YIL ÖNCE KAFATASLARINA NEDEN BU KADAR ÖNEM VERİLİYORDU?
Göbeklitepe’nin gizemi yalnızca dev T biçimli taş sütunlarında değil.
Toprağın altında bulunan insan kemikleri, Neolitik dönemin ölüm, beden ve belki de atalar hakkındaki düşüncelerine açılan çok daha karanlık bir pencere sunuyor.
Ve Eylül 2026’da yayımlanan yeni bir çalışma, bu hikâyeye şimdiye kadarki en önemli parçalarından birini ekledi.
⸻
Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın yaklaşık 15 kilometre kuzeydoğusunda bulunuyor. Yerleşimin geçmişi yaklaşık MÖ 9600–8000 arasına uzanıyor; yani Stonehenge’den ve Mısır piramitlerinden binlerce yıl daha eski.
1995’te başlayan sistematik kazılar, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçmeye başladığı dönemde olağanüstü anıtsal yapılar, hayvan kabartmaları ve karmaşık bir sembolik dünya ortaya çıkardı. Son araştırmalar Göbeklitepe’nin yalnızca bir “tapınak merkezi” olarak görülmesinin de yetersiz olduğunu; burada gündelik yaşam ve yerleşime ilişkin faaliyetlerin bulunduğunu gösteriyor.
Ancak kazılarda başından beri başka bir şey daha bulunuyordu:
Parçalanmış insan kemikleri.
Bugün incelenen materyal, ilk iki sağlam mezar hariç, 928 insan kemiği parçasına ulaşmış durumda. Daha önce yapılan bir sayımda özellikle dikkat çekici bir oran ortaya çıkmıştı:
408 kafatası parçasına karşılık yalnızca 283 kafatası dışı kemik parçası.
Başka bir ifadeyle, kafatasları olağan dışı derecede fazla temsil ediliyordu.
KAFATASLARINDAKİ DERİN İZLER
Daha da şaşırtıcı olan, bazı kafataslarının doğal biçimde kırılmamış olmasıydı.
Araştırmacılar şimdiye kadar en az beş farklı bireye ait kafataslarında, kafatasının üst kısmı boyunca uzanan derin ve bilinçli biçimde açılmış oluklar belirledi.
Bunlar büyük olasılıkla çakmaktaşı aletlerle yapılmıştı.
2017’de Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmada üç bireye ait bu tür kafatasları ayrıntılı olarak incelenmişti. En iyi korunmuş örneklerden birinde ayrıca bilinçli olarak açılmış bir delik bulunuyordu.
Araştırmacılar bu deliğin ve olukların, kafatasını bir iple sabitlemek veya sergilemek amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüler.
Bu nedenle literatürde Göbeklitepe için “kafatası kültü” olasılığı tartışılmaya başlandı.
Fakat burada önemli bir ayrım var:
Kafataslarının gerçekten asıldığını bilmiyoruz. Bu, arkeolojik izlere dayanan bilimsel bir hipotez.
⸻
VE 2026’DA HİKÂYE DEĞİŞTİ
22 Eylül 2026’da PLOS ONE dergisinde yayımlanan yeni çalışma, Göbeklitepe’de bugüne kadar ayrıntılı olarak incelenen ilk iki gömüyü bilim dünyasına sundu.
Bunlardan biri 2012’de fark edilmiş, fakat ancak 2022’de tamamen kazılmıştı.
Diğeri ise 2017’de koruyucu çatının drenaj sistemi yapılırken bulundu.
2017’de ortaya çıkarılan ortak mezar özellikle dikkat çekiciydi.
Mezarın içinde en az üç insanın kalıntıları bulunuyordu.
Fakat iskeletler anatomik pozisyonlarında değildi.
Kafatasları mezarın bir köşesinde birlikte duruyordu.
Uzun kemiklerin bir bölümü başka bir tarafta, diğer kemikler ise mezarın merkezinde toplanmıştı.
İlk bakışta bu manzara, insanların öldükten sonra kafalarının kesildiği izlenimini verebilir.
Ama bilimsel inceleme çok önemli bir ayrıntı ortaya çıkardı:
Kemiklerde kesme izi yoktu.
Üstelik el ve ayaklara ait küçük kemiklerin de bulunması, insanların başlangıçta mezara büyük olasılıkla bütün bedenleriyle gömüldüklerini düşündürüyor.
Daha sonra mezara yeniden girilmiş ve daha eski kemikler yer değiştirilmiş olabilir.
Yani elimizde insanların kasıtlı olarak başlarının kesildiğini gösteren bir kanıt yok.
Elimizde olan şey, ölü bedenlerin veya iskeletlerin daha sonra yeniden düzenlendiğini gösteren çok güçlü arkeolojik kanıtlar.
⸻
PEKİ YA GÖBEKLİTEPE’NİN “YÜZSÜZ” DEVLERİ?
Burada Göbeklitepe’nin en ünlü sembolleri devreye giriyor:
T biçimli sütunlar.
Bu sütunlar basit taş bloklar değil.
Bazılarında açık biçimde:
kollar,
eller,
kemerler
ve peştamal benzeri giysiler bulunuyor.
Bu nedenle arkeologlar T biçimli sütunları genellikle soyutlanmış insan veya insanımsı figürler olarak yorumluyor.
Hatta T’nin yatay kısmının soyutlanmış bir insan başını temsil ettiği düşünülüyor.
Fakat yüzlerinde göz, burun ve ağız yok.
Bu ayrıntı gerçekten çarpıcı.
Ancak buradan:
“Göbeklitepe halkı başsız varlıklara tapıyordu”
sonucuna ulaşmak için hiçbir bilimsel kanıt bulunmuyor.
Sütunların neden bu kadar soyut biçimde tasarlandığını bilmiyoruz. Ataları, mitolojik varlıkları, toplumsal kimlikleri veya başka sembolik kavramları temsil etmiş olabilirler.
Arkeoloji henüz bunların hangisinin doğru olduğunu söyleyemiyor.
⸻
AMA GERÇEKTEN BAŞSIZ BİR İNSAN TASVİRİ VAR
Göbeklitepe’nin ünlü 43 numaralı sütununda küçük fakat son derece ilginç bir insan figürü görülüyor.
Figürün başı yok.
2026 tarihli araştırma da bu tasviri, Göbeklitepe’de insan başına ve kafatasına verilen olası özel önem tartışılırken özellikle anıyor.
Bu nedenle kafataslarındaki bilinçli değişiklikler, mezarlardaki kafataslarının ayrı biçimde düzenlenmesi ve ikonografideki başsız insan figürleri arasında bir kültürel bağlantı bulunması mümkün.
Ama bunun ne anlama geldiğini bilmiyoruz.
Atalara saygı mıydı?
Ölülerin kimliğini korumanın bir yolu muydu?
Düşmanların kafatasları mıydı?
Ölülerle yaşayanlar arasındaki sembolik ilişkinin parçası mıydı?
Şimdilik bunların hiçbiri kesin olarak kanıtlanmış değil.
⸻
VE YENİ ARAŞTIRMANIN EN BÜYÜK SÜRPRİZİ
Göbeklitepe’nin yapılarında bulunan yüzlerce dağınık insan kemiğinin daha önce bilinçli ritüel yerleştirmeler olduğu düşünülüyordu.
2026 araştırması başka bir açıklama getiriyor.
Yerleşmenin daha yüksek kesimlerinde evlerin veya yapıların tabanlarının altına gömülmüş insanlar bulunmuş olabilir. Zamanla erozyon ve yamaç hareketleri bu mezarları bozmuş ve kemikleri daha aşağıdaki yapılara taşımış olabilir.
Yani Göbeklitepe’deki her insan kemiği mutlaka bir ritüel sonucu oraya bırakılmış olmayabilir.
Fakat bu açıklama kafataslarındaki bilinçli oyukları ve bazı özel ölüm uygulamalarını ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine, tabloyu çok daha karmaşık hale getiriyor.
⸻
ASIL GİZEM BU
Göbeklitepe’de “dev başsız varlıkların insanlara hükmettiğine” dair bilimsel bir kanıtımız yok.
Ama elimizde bundan daha önemli ve gerçek bir soru var:
Yaklaşık 11.000–12.000 yıl önce yaşayan insanlar neden bazı kafataslarını diğer kemiklerden farklı biçimde işliyor, oyuyor, yeniden düzenliyor ve muhtemelen sergiliyordu?
Göbeklitepe’nin gerçek gizemi belki de taş sütunların kimleri temsil ettiği kadar, insanlığın ölüm ve kimlik hakkında düşünmeye ne kadar erken başladığıdır.
Ve her yeni kazı, bu hikâyenin henüz yalnızca küçük bir bölümünü bildiğimizi gösteriyor.
Gresky, J. & Clare, L. (2026). “First burials give insights into mortuary rites at Göbeklitepe, Early Neolithic Türkiye.” PLOS ONE, 21(9), e0358979.
DOI: 10.1371/journal.pone.0358979
Göbeklitepe’deki ilk gömüler, kafataslarının mezar içinde ayrı bir köşede toplanması ve kemiklerin sonradan yeniden düzenlenmesi bu çalışmada ele alınıyor.
* Gresky, J., Haelm, J. & Clare, L. (2017). “Modified human crania from Göbekli Tepe provide evidence for a new form of Neolithic skull cult.” Science Advances, 3(6), e1700564.
DOI: 10.1126/sciadv.1700564
Göbeklitepe’deki oyulmuş, kesilmiş ve bir örnekte delinmiş insan kafataslarının ayrıntılı bilimsel incelemesi. Araştırmacılar bunların Neolitik dönemde özel bir “kafatası kültü” biçimine işaret edebileceğini savunuyor.
* Deutsches Archäologisches Institut – “Losing your head at Göbekli Tepe.”
Özellikle 43 numaralı sütundaki başsız insan figürü, insan başlarıyla ilişkili hayvan tasvirleri ve ölüm ritüelleri hakkında arkeolojik değerlendirme içeriyor.
Gresky & Clare, PLOS ONE (2026), DOI: 10.1371/journal.pone.0358979
Gresky, Haelm & Clare, Science Advances (2017), DOI: 10.1126/sciadv.1700564
Deutsches Archäologisches Institut (DAI), Göbeklitepe Research Project.
Nihat Köklü












Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]