T Ü R K S O L U N U N Ç Ö K Ü Ş Ü
31-08-2026, 17:04

Tarihsel kaynağı Pers Mazdeizmi, İskenderiye Esseni Birlikteliği ve Yahudi Kubizmi olan Komünizm 1917 Bolşevik Devrimi'yle dünya gündemine girdi.
Uğruna ülkelerarası ve ülke içi savaşların yaşandığı, halkın birbirini boğazladığı, milyonlarca insanın kadın, çocuk, bebek, yaşlı... demeden sürgün yollarında öldüğü --- Sadece Sovyet Soyuz'da 56 milyon Türk Sibirya Sürgünü'nde öldü. ---- bu Sol Devrim Yolculuğu hiçbir ülkeye huzur getirmedi.
Dünya genelinde kutuplaşmaya neden olduğu için korkunç silahların üretilmesini, silahlanma yarışının başlatılmasını tedikleyen korku kabusu oldu.
Komünizm, vahşi kapitalizmin uyumsuz ikiz kardeşi olduğu için temelde yok olmaya mahkum bir sistemdi. Materyalizmin çığlıkları altında kanla doğdu, kan içinde yaşadı ve yetmiş yılın sonunda kendi kızıl kanında boğulup gitti.
İlk ayağı sosyalizm olan Komünizm, hayalperest bir romancının kafasındaki kurgu gibi basit bir teoridir. Marx'ın tanımıyla "Ortak Mülkiyet" esasına dayanır. Bireyin gücüne göre iş, ihtiyacına göre rızık vermeyi hedefler. Ardından liberalizm, kapitalizm, burjuva ve dinle savaşa girer.
Sonuç olarak sınıfsız bir toplum hayaliyle hareket eden, bu uğurda milyonlarca insanın kanına giren komünizm, kendi içinde en acımasız sınıfların oluştuğu bir kabus haline geldi. Hayali eşitlik ararken bir Akrep gibi kendi kendini yok etti.
Dünya solunun aksine Solun Türkiye Ayağı çok farklı gelişti.
Anadolu kuzey, doğu, güney ve batıdan Rus baskısı altına girince ülke içinde gizli servisler tarafından devşirilmiş kimseler Rusya adına Devrim Naraları atmaya, dağa taşa Orak - Kekiç'li Rus bayrağı çizmeye başlayınca bu topraklar karıştı. İçlerinde Türkiye adına komünist olanlar yok denecek kadar azdı.
Sovyet Rusya'nın egemenliğinde 126 milyon Türk yaşıyordu. Her birinin ne bayrağı vardı ne yurdu. Nasıl olurda emperyalist bir devlet olan Rusya'nın bayrağı Anadolu topraklarında dalgalanırdı? Bu çelişki yüzünden Türkiye'de Sağ - Sol Çatışmaları başladı. Beşbinden fazla Anadolu çocuğu sokaklarda hayatını kaybetti
Tepedekilerin ve siyasilerin şartlandırması sonucu tam beş kuşak birbirine düşman oldu ve hala daha bu iğrenç düşmanlık devam ediyor.
Ardından önceleri ABD tarafından kurgulanmış, karanlık güçler tarafından desteklenmiş, içimizdeki emperyal piyonların eliyle eyleme konulmuş 12 Eylül 1980 gibi denetimsiz bir ihtilal yaşandı. Sonuçta bu ülkenin enerjisi yok oldu, en az elli yıl geri gitti.
Solun Türkiye serüveni dünya soluna göre çok farklıdır. Dünya solu kendisine kapitalizmi, liberalizmi düşman olarak seçerken Türkiye solcuları bunun tam tersini tercih etti. Kapitalist, liberal, aristokrat ve burjuvalarla hiç kavgası olmadı. Hatta tam bir badigart hastalığı içinde, Türkiye'yi sömüren holdinglerin, yabancı sermayenin, Boğaziçi Burjuvasının bekçiliğini yaptı.
Dünyanın her yerinde sol örgütlenme sahip oldukları ülkenin tam milliyetçisi olduğu halde Türk solu milliyetçileri ve dindarları düşman hedef olarak algıladı.
Vahşi kapitalizmin para hırsı, sistemin egosu yüzünden bara, pavyona, geneleve kapatılan, eti pazara çıkartılan mazlum kadınların hakkını arama yerine kendini koruma altına almak isteyen tesettürlü kadınlara düşman oldu. Anadolu kızlarını başörtüsü yüzünden okullardan, devlet dairelerinden, kamusal alan hikayesiyle sokaklardan kovdu.
Sol adına örgütlendiği kağıttan kuleyi güçlendirmek, yere sağlam basmak için Atatürk'ün gölgesine sığındı. Oysa Atatürk, tam anlamıyla Türk milliyetçisidir.
Bu milliyetçi duruşunu belirtmek için bizzat kendi elleriyle kurduğu Partisi'nin amblemindeki Altı Okun en uzun olan birine "Milliyetçilik" yazmıştı.
İşte Türk Solunun çelişkisi burada başladı. Atatürk'ün Altı Oku'na inat kendi özel "Altı Hedef'ini" icad etti.
1) Milliyetçilerden nefret etmek.
2) Dindarlardan tiksinmek.
3) Halkın yaşam biçimini Avrupa'ya benzetmek.
4) Kadının pazarlanmasını, alkol ve kumarı çağdaşlık olarak kabul etmek.
5) Fakirleri ötelemek.
6) Zenginlerin ve burjuvanın badigartlığını yapmak.
Böylesine kaygan ve yanlış zemine yerleşen Türk solu seçilmişlerin, tepelerde oturanların vicdan ve ahlak ötesi davranışları; rüşvet, yolsuzluk, devlet malını ele geçirme, seçimlere hile karıştırma, yanlış kimselerle sinsi ittifaklar yapma; alkol ve fuhuş... görüntüleri sonucu kendi uçurumunu kendi hazırladı.
İsmail YILMAZ

