OĞUZ TÜRKLERİNİN İRAN’A SON GÖÇÜ: KIZILBAŞ DALGASI VE KÜLTÜREL RÖNESANS
Bu gün, 10:54

Tarih boyunca stratejik bir geçiş ve yerleşim alanı olan İran toprakları, Oğuz Türklerinin farklı dönemlerdeki göç dalgalarına sahne olmuştur. Bu hareketliliklerin sonuncusu ve en etkililerinden biri, Safevi Devleti’nin kuruluşu ve sağlamlaşması sürecinde yaşanan "Kızılbaş göç dalgası"dır. Anadolu’dan İran coğrafyasına, özellikle de Azerbaycan bölgesine yönelen bu kitlesel nüfus hareketi, bölgenin etnik, siyasi ve kültürel çehresini kökten değiştirerek Türk kimliğinin güçlü bir rönesans yaşamasına zemin hazırlamıştır.
Safevi hükûmetinin temellerini pekiştirmek amacıyla gerçekleşen bu son göçler, Oğuz boylarının Türk yurdu olan Azerbaycan topraklarında yoğun bir şekilde meskûnlaşmasını sağlamıştır. Tarihçi Faruk Sümer’in "altıncı göç" olarak nitelendirdiği bu yoğun nüfus akışı, İran’daki Türk unsurlarını en üst seviyeye çıkarmıştır. Öyle ki, bir süre sonra Azerbaycan bölgesinde Türkçe dışında neredeyse hiçbir dil konuşulmaz hale gelmiştir. Ancak bu durum madalyonun diğer yüzünde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Türk nüfusunun zayıflamasına neden olan siyasi ve demografik bir denge değişimini de beraberinde getirmiştir.
Bu nüfus hareketliliğinin en kalıcı zaferi ise kültürel ve edebi alanda yaşanmıştır. Oğuz ve Azerbaycan Türkçesinin edebi bir potada eridiği bu dönemde; musikiden mimariye kadar geniş bir yelpazede sanatsal gelişim kaydedilmiştir. Oğuzların Bayat boyuna mensup olan ve Alevilerin Ulu Ozanları arasında yer alan Muhammed Füzuli gibi dehalar, kaleme aldıkları şiirlerle Türk edebiyatına yepyeni boyutlar kazandırmıştır.
Siyasi sınırların ayrılığına rağmen, Anadolu ve İran Türkleri arasındaki kültürel bağ hiçbir zaman kopmamıştır. Bu bağın korunmasında en büyük rolü, ozanlık geleneğinin temsilcileri olan "Aşıklar" üstlenmiştir. İran Türkleri arasında doğan Aslı ve Kerem, Arzu ve Kanber, Şah İsmail ve Aşık Garip gibi milli destanlar Anadolu Türkleri tarafından da kendi öz mirası gibi benimsenmiştir. Buna karşılık, Anadolu menşeli Köroğlu destanı ile Nasrettin Hoca hikâyeleri de İran coğrafyasına geçerek oradaki Türklerin milli kültürünün ayrılmaz birer parçası haline gelmiştir.
Safevi döneminde gerçekleşen Kızılbaş göç dalgası, sadece askeri ve siyasi bir ittifakın değil, asırlar boyu yaşayacak ortak bir kültürel ekosistemin doğumunu sağlamıştır. Siyasi ayrılıklara ve sınır çatışmalarına rağmen, edebiyat, destanlar ve aşık kültürü köprü vazifesi görerek iki coğrafyadaki Türk dünyasını birbirine kenetlemiştir. Sonuç olarak bu tarihi süreç, İran Türklerinin kimliklerini korumalarında ve edebi dillerini zirveye taşımalarında en büyük dönüm noktası olmuştur.
Kaynak
Haghdar, Ali Asghar, İran Türklerinin Kimlik Rönesansı, (Metin içi atıf yapılan tarihçi: Faruk Sümer).
Akkoyunlu Türk Budunu

