HAŞHAŞİLER
21-09-2026, 09:44

Haşhaşiler ; Haşişiyye ya da Haşşaşun, Sabbahîler ya da Suikastçılar Şîʿa mezhebinin İsmâ‘îl’îyye koluna bağlı din adamı Hasan bin Sabbah tarafından; 1090 yılının eylül ayında, Elemût (Alamut) Kalesi'nin zaptı ile kurulmuş dinî tarikat ve siyasî örgüttür.
19. yüzyıla kadar 'Haşhaşi' kelimesinin kökeni ve anlamı tartışma konusu olmuştur. 1809'da; Silvestre de Sacy'nin Institut de France'da yayınladığı bildiride kelimenin etimolojisine getirdiği açıklama kabul görmüştür. Sacy'e göre Batı dillerinde "suikastçı, kiralık katil" gibi anlamlara gelen ve en erken Haçlı Seferleri kayıtlarında rastlanan "assasini, assissini, heyssisini" gibi kelimelerin kökeni Arapçadaki "haşhaş, haşiş" kelimesidir.
Arapça'da ''kuru ot, hayvan yemi'' anlamına gelen ''haşiş'' sonraları uyuşturma etkisi ile bilinen hint keneviri ile özdeşleşmiştir. Bu özdeşleşme; neden olmuştur?
Sacy; Haşhaşiler'e bu ismin neden verildiğini bilmemektedir aslında. Fedailerin haşhaş kullandığına dair elinde bir belge veya kanıt yoktur. Düşüncesini temellendirdiği tek bilgi Hasan Sabbah'ın müritlerine cenneti vaad etmesidir ve bu düşüncesini Marko Polo'nun Seyahatnamesi'nde anlatılan cennet bahçeleri hikayesi ile pekiştirmiştir. 1273 yılında İran'da geçmiş olan Marco Polo'nun seyahatnâmesindeki hikâye; kısaca şöyledir:
“ Kendi dillerinde şeyhlerine "dinin büyüğü" anlamına gelen Alaeddin diyorlardı. Alamut'tan günümüze ulaşan metinlere göre Hasan müritlerine dinin esaslarına bağlı kalanlar manasında, "esasiyim" demekten hoşlanırdı ve yabancı seyyahların yanlış anladıkları bu terim "haşhaş", afyon kuşkularının ortaya çıkmasına neden oldu. ''
Araştırmacı yazar Faik Bulut'a göre ise Marco Polo'nun hatıralarında anlattığı bu ifadeler iki nedenden ötürü gerçekleri yansıtmamaktadır. Marco Polo; anlatıya kaynaklık eden zaman diliminde orayı gidip görmemiştir. Diğer bilim adamlarının görüşleri de bu hususta kendisini desteklemektedir. Marco Polo gidip orayı gördüğünde ise o kale zaten Moğollar tarafından 17 sene önce yıkılmıştır.
Alamut (Elemût) Kalesi'nde kazı yapan arkeologlar; bal, süt veya şarap akan ırmakların izlerini bulamamıştır ve kale; zaten o kadar büyük değildir.
Faik Bulut, Marco Polo'nun yazdıklarının İtalya'da; hapishanedeyken gemicilerden işittiği efsanelerden ibaret olduğunu vurgulamaktadır.
Varlığı 183 yıl süren ve Batılılar tarafından pek bilinmeyen bu örgüt ile ilgili bir mit oluşturulmuştur. Mite göre; Hasan Sabbah bir kale ele geçiriyor. Mümkün mertebe çok mürit buluyor. Bunları en sıkı askeri eğitimler ile yetiştirip fedai haline getiriyor. Verdiği görevleri yerine getirme karşılığında; fedailerini cennete gönderiyor... Fedailerini de buna; kalesinin arkasında oluşturduğu sahte bir cennet ile inandırıyor. Onlara haşhaş verip uyutuyor. Bir asansör sistemi ile arka tarafa geçiriyor. Uyandıklarında birbirinden güzel hurileri görüyor. Hiçbir yerde bulunmayan yiyecek, meyve ve hayvanları, süt-bal-şarap akan nehirleri görüyor ve cennette olduklarına inanıyorlardı. Ama gerçekte bu böyle miydi?
Tarikatın faaliyet gösterdiği dönemde yaşamış; hem İsmaili hem Sünni tarihçilerin (Alâeddin Atâ Melik Cüveynî, Reşidüddin) eserlerinde böyle bir anlatıma rastlanmamaktadır.
Haşhaşi ismi; tarihi belgelerde, sadece Suriye İsmailileri'ni nitelemek amacıyla kullanılan yerel bir addır. İran İsmailileri için hiçbir belgede bu isim kullanılmamaktadır. Tarihçilere göre bu isim tarikat üyelerinin eylemlerine bir açıklama getirme çabası yerine, alaycı bir yaklaşımla onların garip inanışlarını ve abartılı tavırlarını küçümsemeye yönelik bir ifadedir. Bunun yanında "dağın şeyhi" tabiri de Suriye'ye özgüdür. İran İsmailileri'nin lideri için tarihi belgelerde böyle bir isimlendirmeye rastlanmamaktadır.
Alamut Kalesi, İran'dadır ve kalıntıları hala görülebilmektedir.
HAŞHAŞİ KALELERİ
İRAN KALELERİ
Alamut Kalesi (1090)
Lambasar Kalesi, Rudbar (1096 veya 1102)
Rudhan Kalesi, Deylem-Gilan
Meymun Diz, Alamut
Samiran Kalesi, Rudbar
Nevizar Şah Kalesi, Alamut
Girduh Kalesi, Damğan (1096)
Saru Kalesi, Simnan
Mumin Abad Kalesi, Kuhistan Bölgesi, Dermiyan
Kain Kalesi, Gain
Furk Kalesi, Dermiyan
Halancan Kalesi, Nehbendan
Arcan Kalesi, Behbahan-Huzistan
Şah Diz (İsfahan, Selçuklu başkenti)
SURİYE KALELERİ
Masyaf Kalesi, Hama
Ebu Kubeys, Hama
Mûdik Kalesi, Hama
El-Uleyka Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Tartus
El-Kadmus Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Tartus
El-Kehf Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Tartus
El-Havabi Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Tartus
El-Rusafe Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Hama
El-Kuley'ah Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Tartus
Sermin Kalesi, El Nuseyriye Dağları-İdlip
El-Manika Kalesi, El Nuseyriye Dağları-Lazkiye
El-Efamiye, Hama
Banyas, Golan Tepeleri
HAŞHAŞİLER'İN ÖNEMLİ SUİKASTLARI
Haşhaşiler; 100 üzerinde suikast gerçekleştirmiş ve sayısız devlet adamı, sultan, din adamı ve subayı öldürmüştür.
Büyük Selçuklu Devleti Veziri Nizamülmülk (16 Ekim 1092)
İsfahan kadısı Ubeydullah el-Hatib (1108-1109)
Nizamülmülk'ün oğlu aynı zamanda Selçuklu veziri Fahrülmülk (11 Eylül 1106)
Musul Valisi Mevdud bin Altuntegin (10 Ekim 1113)
Musul Valisi Aksungur el-Porsuki (26 Kasım 1126)
Şii din adamı Ebu Haşim (1131)
Ahmed bin Nizamülmülk'e suikast girişimi. Suikastten yaralı kurtuldu.
Mareğa Valisi ve fıkıhçı Ahmedil el-kurdi (1114-1115 Bağdat ta öldürüldü)
Fatımi orduları başkomutanı El-Efdâl Şehinşâh (1121)
Büyük Selçuklu Devleti veziri Muineddin Kaşi (16 Mart 1127)
Şam Atabeyi Tacülmülk Böri Mayıs 1131'de iki haşhaşinin suikastine uğradı. Yaralı olarak kurtuldu ancak yaraları nedeniyle 1 yıl sonra öldü. (Haziran 1132)
Abbasi Halifesi Mustarşid (1134)
Abbasi halifesi Râşid (6 Temmuz 1138)
Irak Selçuklu Devleti hükümdarı Davud
Humus hükümdarı Cenah-üd Devle (1 Mayıs 1103)
Fatımi Halifesi Amir (1130)
Trablus Kontu II. Raymond (1140)
Mazendaran Hükümadarı Şah Gazi Rüstemin oğlu Girdbazu (1142)
Rey Valisi Ebu Abbas (1147)
Selahaddin Eyyubi'ye iki suikast girişimi (1174 ve 22 Mayıs 1176)
Kudüs Krallığı hükümdarı Montferratlı Conrad (28 Nisan 1192)
Halep hükümdarının veziri Şehabeddin ibn-ül Acemi (31 Ağustos 1177)
Antakyalı IV. Boemondo'nun oğlu Raymond-Ruben (1213)
Hiçbir suikastlarında; ok veya zehir gibi silahlar kullanılmamıştır. Tüm suikastlarını hançerle yapmışlardır.
Görsel: HAŞHAŞİLER'İN SURİYE, MASYAF'TAKİ KALESİ.
Üç savunma setine sahip kale; dış perde duvarı ve iki iç kaleden oluşmaktadır.
Bilhan Akkaya

