I Ş I Ğ I N Ç O C U K L A R I və ya İslama saldırı
24-09-2026, 10:54

Güneş merkezli gezegenlerin dönüşünü taklit eden, ışık etrafında ateş kelebekleri gibi fırdola dönerek Yüce Tanrı'ya ulaşmak isteyen Mevlevilerle Sabiiler ikiz kardeştir.
Harran ağırlıklı Ortadoğu'da yaşayan, ışık ve karanlık ikilemine dayalı inançlar taşıyan kimselere Sabii denir. Sabiilerin kökeni İdris Peygamberin torunu Lamek Sabii'ye dayanır.
Bunlara göre ışık ve karanlığın tanrıları vardır. Işık tanrısı Hürmüz, karanlık tanrısı Ehrimen'dir. Güneş baş tanrıdır. Bu inanç biçimini de eski Mısır tanrısı RA'dan almıştır.
Firavunlar Dönemi baş tanrısı olan RA, yanında şahin ve kobra yılanıyla kainatı dolaşan; yere, yeraltına, göklere hükmeden, ışık ve karanlığı yöneten bir tanrıdır.
Yıldızlara tapan Sabiilerde ilahi kaynaklı bir ibadet şekli yoktur. Sadece "La ilahe illallah" derler. Gün doğum ve batım saatlerinde güneşe doğru dönüp birtakım korku ve sevgi ritüelleri yaparlar.

Kur'an-ı Kerim'in üç yerinde (Bakara/62, Maide/69, Hac/17) adı geçen Sabiiler Yahudilikle Mecusilik arasına sıkışmış, her iki dinden çıkarına göre bir şeyler almış; eski Mısır inançlarıyla yaşayan gizemli bir topluluktur.
Sabiiliğin kutsal kitabı GİNZA'da şöyle yazar:
"Adem'in vücuduna dışarıdan yerleştirilen ruh, hem insan bedeninde, hem yeryüzünde yaşamaktan memnun değildir. Bu yüzden hiç durmadan feryat etmekte, Yüce Tanrı'dan kendisini bu hapishaneden kurtarmasını istemektedir. Ancak onun tek başına bu hapishaneden kurtulması imkansızdır. Kurtuluşun tek yolu "İlahi Bilgi"ye ulaşmaktır. İlahi bilgiye ulaşmanın yoluda ruhu bedene hapseden Güneş Tanrısı Amon - Ra ile irtibat kurmaktır. Bu amaçla ateş kelebekleri gibi ışık etrafında dönmek gerekir... "
Aynı görüş ve aynı "Dönme Ritüeli" Mevlevilikte "Sema Ayini" olarak vardır.
Mevlevilere göre:
"Bu dünya bizim zindanımızdır. Zindanın yıkılışı, harap oluşu zindandakileri sevindirir. Bizim bedenimiz ruhumuz için bir zindandır. İnsan bedeni karanlık bir hapishanedir. Ölüm bedeni yıkınca, beden toprağa dönünce, ruh karanlıktan ve hapishaneden kurtulacak, Hakk'a kavuşacaktır. Bu yüzden bizim ölümümüz her ne kadar sana yas olsa da bizim için Hakk'la buluşmaktır. Düğünümüz, neşeli ve mutlu olma zamanımızdır. "
Sabiilerle Mevleviler arasında en dikkat çekici benzerlik budur. Bu temel benzerlikle birlikte Mevleviler, güneş merkezli, yedi gezegenli "Sema Ayini" yaparlar.
Ayin kelimesine gelince "Ayin" İslami bir kavram değil, Hıristiyanlığın temel dinsel törenlerinin adıdır.
Mevlana'nın bizzat kendisi bugünkü anlamda sazlı sözlü, kadın ve erkek gruplu bir sema ayini yapmamıştır. Üstelik Mevlevi de değildir. Sadece Şems'in tekrar Konya'ya dönüş haberini alınca yerinden fırlamış: "O geliyor! " çığlıkları içinde kendi etrafında dönmüştür.
Mevlevilikte Şems / Güneş ve Şems-i Tebrizi önemli yer işgal eder. Şems, Haşşaşilik adı verilen Batıniliğin kurucusu, Selçuklunun baş belası Hasan Sabbah'ın torunudur. Tebrizli Melik Ali'nin oğlu olarak dünyaya gelmiş, asıl adı Muhammed'tir. Şems lakabını alarak Celaleddin-i Rumi'nin yanına geldi. Bu sinsi geliş Selçuklu'nun merkezine ve İslama bir saldırıydı.
Şemş, güneşe tapan, kökü Mısır tanrılarına kadar uzanan gizemli bir tarikatın üyesiydi. Bu yüzden kendisinde Şems / Güneş lakabını aldı. Bunlara dinler tarihinde Şemsiler / Şemşiyan adı verilir.
Şems, duygusal bir zekaya sahip olan Mevlana'yı derinden etkiledi. Sebeist görüşlerini, ışığın çocukları olduğunu ona aşıladı. Bu etkileşim sonucu Mevlana şiirler yazmaya başladı.
Celaleddin-i Rumi'nin oğlu Sultan Veled, babasının ölümünden sonra ona "Mevlana" lakabını takarak Mevleviliği kurdu. Mevla, kulun Allah Teala'ya hitap şeklidir. 'Ente Mevlana!" Ardından mey ve müzik ritüelleri eşliğinde Semazenleri yerleştirdi.
Mevleviliğin bu sapkın halini, müslüman mahallesinde Hıristiyan gibi yaşayan kimseler çok sevdi. Temelde İslamın hukuk, ahlak, inanç ve ibadet... gibi her türlü değerlerine saldıran bu karanlık kitle Mevleviliğe sahip çıktı. Uluslararası din haline getirdi. Devlet töreniyle Şeb- i Aruz Ayinleri düzenlemeye başladı.
Hangi yönden bakılırsa bakılsın Mevlevilik Antik Çağ'dan beri varlığını sürdüren, Güneşe tapan Sabiilerin devamıdır. Asla İslami ve Kur'ani değildir. İslama çok sinsice sızmış bir saldırıdır.
Çünkü İslam'da sazlı sözlük, danslı dönmeli; hele hele kadın erkek ekipli bir ibadet ve zikir biçimi yoktur.
İsmail YILMAZ

