"O gün orada iki akbaba vardı; biri çocuğun arkasındaki, diğeri ise elinde kamerası olan."
23-09-2026, 17:14
1993 yılında Sudan'da, Kevin Carter ve arkadaşı uçakla bir yardım kampına iniş yaptı. Carter, çevredeki korkunç kıtlığı fotoğraflarken, açlıktan bitap düşmüş ve yemek merkezine (kampa) ulaşmaya çalışan küçük bir kız çocuğu gördü. Çocuk, kampa varmak için sürünürken biraz dinlenmek için durduğunda, hemen arkasına bir akbaba kondu. Carter, o meşhur kareyi bozmamak için tam 20 dakika boyunca sessizce bekledi. Akbabanın kanatlarını açmasını umuyordu ama açmadı. Fotoğrafı çektikten sonra akbabayı kovaladı, ancak küçük çocuğa dokunmadı ya da kampa kadar ona eşlik etmedi. Bunun yerine bir ağacın altına oturup ağladı ve tanrıya dua etti. Dünya bu fotoğrafı New York Times'ta gördüğünde yer yerinden oynadı. Herkes aynı soruyu sordu: "Çocuğa ne oldu?" Carter, çocuğun kampa ulaşıp ulaşmadığını bilmiyordu. Bir gazete şu acı yorumu yaptı: "O gün orada iki akbaba vardı; biri çocuğun arkasındaki, diğeri ise elinde kamerası olan." Bu ağır eleştiriler, Carter'ın zaten hassas olan ruh dünyasında derin yaralar açtı. Pulitzer'i almasından kısa süre sonra, egzoz gazı verdiği arabasının içinde hayatına son verdiğinde cebindeki notta şunlar yazıyordu: "Eğer param olsaydı... gerçekten çok üzgünüm." Zamanın Tanıkları