Sinoplu filozof Diogenes, yolculuklarından biri sırasında bir nehrin kıyısına geldi.
23-09-2026, 08:04

Sinoplu filozof Diogenes, yolculuklarından biri sırasında bir nehrin kıyısına geldi. Karşıya geçmek için kıyıda durdu fakat nasıl ilerleyeceğini bilemedi. İnsanları karşı kıyıya geçiren kayıkçılardan biri, Diogenes’in ne yapacağını şaşırdığını görünce yanına yaklaştı, onu kayığına aldı ve yavaşça karşıya geçirdi.
Karşı kıyıya vardıklarında Diogenes durdu. Kayıkçının bu güzel hizmetinin karşılığını verebilecek durumda olmamasına üzüldü; kendisini ona karşı borçlu hissediyordu. Tam o sırada kayıkçı, karşı kıyıya geçemeyen başka bir yolcu gördü ve ona yardım etmek için harekete geçti.
Bunun üzerine Diogenes kayıkçıyı durdurdu ve şöyle dedi:
“Artık kendimi sana borçlu hissetmiyorum. Bana bir iyilik yaptığını da düşünmüyorum. Çünkü yaptığın şey, yargı gücünün ve bilinçli bir tercihin eseri değil; yalnızca alışkanlıktan kaynaklanıyormuş.”
Bu hikâye, iyiliğin yalnızca yapılan eylemle ölçülemeyeceğini anlatır. Bir insan, karşısındaki kişinin kim olduğunu, neyi hak ettiğini ve yaptığı yardımın ne anlama geldiğini hiç düşünmeden herkese aynı şekilde yardım ediyorsa, ortada ahlaki bir tercih değil, yalnızca otomatikleşmiş bir davranış olabilir.
Ahlak dediğimiz şey yalnızca “iyilik yapmak” değil; ne zaman, kime, neden ve hangi ölçüyle iyilik yapılacağını ayırt edebilmektir.
Paloetos

