Bəzən insan bədənini ölümün astanasına gətirən şey onu qoruyan mexanizmin bir hissəsi də ola bilər.
15-09-2026, 11:54

20 Mayıs 1999’da İsveçli doktor Anna Bågenholm, Norveç’in Narvik yakınlarında kayak yaparken buz tabakasının kırılması sonucu donmuş bir derenin altında mahsur kaldı.
Yaklaşık 80 dakika boyunca buzun altında kaldı.
Kurtarıldığında nefes almıyordu ve dolaşım belirtisi yoktu.
Vücut sıcaklığı ise yalnızca:
13,7°C
Bu, kazara hipotermi geçirip hayatta kalan bir insanda kaydedilmiş en düşük vücut sıcaklıklarından biriydi.
Anna, Tromsø’daki University Hospital of North Norway hastanesine götürüldü.
Doktorlar kalp-akciğer makinesi kullanarak kanını vücudunun dışında dolaştırdı ve kontrollü biçimde yeniden ısıttı.
Saatler süren yoğun müdahalenin ardından kalbi yeniden çalışmaya başladı.
Ve inanılmaz olan yalnızca hayatta kalması değildi.
Anna zamanla büyük ölçüde iyileşti ve ciddi kalıcı beyin hasarı olmadan yaşamına devam etti.
Daha sonra ise kendisini hayata döndüren aynı hastanede radyolog olarak çalışmaya başladı.
Bu vakada aşırı soğuk yalnızca ölümcül bir tehlike değildi.
Vücut sıcaklığının çok düşmesi metabolizmayı ve beynin oksijen ihtiyacını azaltarak, uzun süreli dolaşım durmasına rağmen beynin korunmasına katkıda bulunmuş olabilir.
Anna Bågenholm vakası bugün hâlâ ağır hipotermi tedavisinin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Bazen insan bedenini ölümün eşiğine getiren şey, aynı zamanda onu koruyan mekanizmanın bir parçası olabilir.
Şaban Zindan

