“Yönetme hakkım vardır, çünkü bu hak Tanrı tarafından verilmiştir”
5-10-2026, 07:04

Din insanları yönetmek isteyen Tanrıyı konuşturma ve Tanrı adına konuşma sanatını iyi yapan akıllı insanlar tarafından ölüm sonrası gidilipte geri gelenin olmadığı bir bilinmezlik yer olan öbür dünya korkusu veya ödülleri üzerine tasarlanmıştır, çünkü bu Zeki kişiler insandaki korkak bir zihnin her zaman sığınacak bir liman arayış içinde olduğunun farkına varmışlardır, Din bu dünyada'da coğrafi bir çevresel baskıyla ayakta duran bir faktördür, olmaktan ziyade öte yandan dünyada bir tür yaygın akıl tutulma hastalığıdır,
Tanrıyı konuşturma ve Tanrı adına konuşma sanatını yapan bu Zeki kişiler, Bir kralın, yöneticinin veya ruhban sınıfının koyduğu kural insan yapımı olduğu için sorgulanabilir. Ancak aynı kural Tanrı’nın emri olarak sunulduğunda, ona karşı çıkmak yalnızca siyasal bir itiraz değil, kutsala karşı gelme olarak da düşünmüşlerdir,
Bu noktada “Tanrı adına konuşma” yetkisi büyük bir iktidar aracına dönüşür. Tanrı’nın doğrudan konuşmadığı bir dünyada, insanlar adına konuşanlar ortaya çıkar: peygamberler, ruhban sınıfları, din adamları, kutsal metin yorumcuları veya siyasal liderler. Böylece aşkın irade ile toplum arasındaki yorum tekeli belirli kişilerin veya kurumların elinde toplanabilir.
Bu mekanizma, tarihin farklı dönemlerinde krallıkların, imparatorlukların ve teokratik yapıların meşruiyetinde önemli rol oynamıştır. “Yönetme hakkım vardır, çünkü bu hak Tanrı tarafından verilmiştir” anlayışı, yöneticiyi sıradan bir siyasi aktör olmaktan çıkarıp kutsal düzenin temsilcisi haline getirir.
Aydın Çimen

