KAFKASYA’NIN KADİM SESİ: KARAÇAY-MALKAR TÜRKLERİ VE BİTMEYEN SÜRGÜNÜN HİKAYESİ
Bu gün, 08:55

Kafkas Dağları’nın en yüksek ve heybetli zirvesi olan Elbruz’un (Mingi Tav) iki farklı yamacında, yüzyıllardır omuz omuza yaşayan iki kardeş topluluk vardır: Karaçaylılar ve Malkarlılar. Karaçay-Malkar Türkleri, Kıpçak boyundan gelen, aynı dili, tarihi ve kültürü paylaşan, coğrafi konumları dışında aralarında hiçbir fark bulunmayan kadim bir Türk halkıdır. Çoğunluğu bugün Rusya Federasyonu’na bağlı Karaçay-Çerkesya ve Kabarday-Balkarya cumhuriyetlerinde yaşayan bu halk; Hunlar, Kara Bulgarlar, Alanlar, Hazarlar ve Kıpçakların bu topraklardaki ortak mirasıdır.
Tarih boyunca bağımsızlıklarına düşkünlükleriyle bilinen Karaçay-Malkarlılar, 1828 yılına kadar Rus idaresine boyun eğmemiş, Çerkeslerle birlikte uzun yıllar amansız bir özgürlük mücadelesi vermişlerdir. Ancak 1864’te Kafkasya’nın Rus istilasına uğramasıyla büyük bir deportasyon (sürgün) dalgası başlamış; halkın bir kısmı Türkiye, Suriye ve ABD gibi ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. Sovyet döneminde uygulanan "Kollektivizm" politikalarıyla zorla dağ köylerinden düzlüklere indirilen bu mazlum halk, en büyük trajediyi ise II. Dünya Savaşı sırasında yaşamıştır. Binlerce evladı Sovyet ordusunda Nazi Almanya'sına karşı savaşmasına rağmen, "Almanlarla işbirliği yaptıkları" asılsız bahanesiyle 2 Kasım 1943'te Karaçaylılar, 8 Mart 1944'te ise Malkarlılar yurtlarından edilerek Orta Asya’ya (Kazakistan ve Kırgızistan) topyekün sürgün edilmiş, büyük bir etnik temizlik ve soykırıma maruz bırakılmışlardır.
Sürgünde geçen 14 acı dolu yılın ardından 1956’da itibarları iade edilen Karaçay-Malkarlılar, 1957 yılından itibaren kademeli olarak ata topraklarına geri dönmeye başlamışlardır. Bugün anavatanlarındaki özerk cumhuriyetlerinde kimliklerini koruma mücadelesi verirken; Türkiye’de yaşayan diasporaları da kültürlerini yaşatmaya devam etmektedir. Onur Coşkun, Hasan Ülker, Adilhan Adiloğlu, Dr. Yılmaz Nevruz, Dr. Hayati Bice ve Doç. Dr. Ufuk Tavkul gibi değerli araştırmacılar, yazdıkları eserlerle bu kadim halkın tarihini, edebiyatını ve antropolojisini geleceğe taşımaktadır. Zirvesi dumanlı Elbruz Dağı’nın evlatları, yaşadıkları tüm acılara rağmen dillerini, dinlerini ve varlıklarını koruyarak Kafkasya'nın sönmeyen bir meşalesi olmaya devam etmektedir.
Kaynak: Bu yazı, Karaçay-Malkar Türklerinin tarihi, etnik yapısı, dil özellikleri, maruz kaldıkları 1943-1944 sürgünleri ve günümüzdeki nüfus/kültür yapısı üzerine yapılan antropolojik, linguistik ve tarihi saha çalışmalarının (Onur Coşkun, Hasan Ülker, Adilhan Adiloğlu, Dr. Yılmaz Nevruz, Dr. Hayati Bice, Doç. Dr. Ufuk Tavkul) verileri derlenerek hazırlanmıştır.
Beril Göktuğ



