Tebriz: İmparatorluk Başkenti ve Kültür Merkezi
Bu gün, 11:54

İlhanlı döneminde yeniden canlanan Tebriz ( Tebriz Bügün Güney Azerbaycan’ın Başkenti). ( Marağa Şehiri bugünkü Güney Azerbaycan( İran)da en önemli şehirden biridir.
“Hülegü’den Olcaytu’ya İlhanlı Siyasî Coğrafyasının Oluşumu”
1. İlhanlı siyasî coğrafyasının oluşumu, Hülegü’nün 1256 yılında İran’a gelişiyle birlikte yeni bir aşamaya girmiştir. Bu tarihten önce Azerbaycan ve Arran, Büyük Moğol İmparatorluğu’nun İran’daki hâkimiyet alanı içerisinde bulunmakla birlikte, henüz bağımsız ve sürekli bir İlhanlı devlet merkezinin çekirdeğini oluşturmuyordu. Hülegü’nün bölgeye yerleşmesiyle birlikte Azerbaycan, Moğol hâkimiyetinin geçici bir sınır sahası olmaktan çıkarak yeni siyasî düzenin merkezî bölgelerinden biri hâline geldi.
Hülegü’nün 1258’de Bağdat’ı ele geçirmesinin ardından Meraga’yı İran ve Irak’taki hâkimiyetinin başlıca merkezi olarak seçmesi, Azerbaycan’ın İlhanlı siyasî coğrafyasındaki yükselişinin açık göstergesidir. Meraga’nın seçilmesinde şehrin verimli çevresi, Sahand çevresindeki geniş otlaklar ve bölgenin askerî hareketler bakımından elverişli konumu etkili olmuştur. Bunun yanı sıra Meraga’nın eski bir şehir ve idarî merkez olması da yeni Moğol yönetiminin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir altyapı sağlıyordu.
Hülegü döneminin dikkat çekici özelliği, siyasî merkez ile göçebe-askerî hareketliliğin aynı coğrafyada buluşmasıdır. İlhanlı hükümdarları, bozkır geleneğinin bir devamı olarak yılın farklı dönemlerinde değişik yaylak ve kışlaklara hareket ediyorlardı. Bu nedenle Meraga’yı “başkent” olarak tanımlamak, hükümdarlık coğrafyasının bütününü açıklamaya tek başına yeterli değildir. Arran, Mugan, Karabağ ve Ucan gibi sahalar sarayın mevsimsel hareketlerinde önemli yer tutmuş; böylece yerleşik şehir merkezi ile hareketli hükümdarlık çevresi arasında birbirini tamamlayan bir siyasî coğrafya ortaya çıkmıştır.
Hülegü’nün Meraga’yı tercih etmesinin kültürel sonuçları da son derece önemliydi. 1259 civarında Nasîrüddin Tûsî’nin öncülüğünde kurulan Meraga Rasathanesi, hükümdarlık himayesinin bilimsel üretime yönelmesinin en dikkat çekici örneğidir. Rasathane yalnızca astronomik gözlemlerin yapıldığı bir yapı değil, farklı bölgelerden bilginlerin bir araya geldiği uluslararası nitelikte bir ilmî merkezdi. Dolayısıyla Hülegü döneminde Meraga, siyasî merkez ile bilimsel merkez fonksiyonlarını aynı anda üstlenmiştir.
2. Abaka Dönemi: Meraga’dan Tebriz’e
Hülegü’nün 1265’te ölümünden sonra tahta geçen Abaka Han, İlhanlı siyasî coğrafyasında önemli bir merkez değişikliğine öncülük etti. Abaka’nın başlıca siyasî merkezi Tebriz oldu. Bu değişim, Azerbaycan’ın tarihî şehir ağında Tebriz’in yükselişini hızlandırdı. Kaynaklar Abaka’nın tahta çıkmasının ardından başkentini Tebriz’de tesis ettiğini ve özellikle yaz aylarını burada geçirdiğini belirtmektedir.
Tebriz’in öne çıkması tesadüf değildi. Şehir, Anadolu, Kafkasya, İran içleri ve Mezopotamya arasında uzanan yolların kesiştiği bir noktada bulunuyordu. Böylece siyasî iktidarın şehirde yoğunlaşması, ticaret ve diplomatik hareketlilikle de desteklenmiştir.
1273’te meydana gelen büyük deprem Tebriz’in fizikî dokusunda ciddi tahribata yol açmış olsa da İlhanlı yönetimi daha sonraki süreçte şehrin yeniden imarına yönelmiştir. Camiler, medreseler ve diğer anıtsal yapılarla şehir, hükümdarlığın temsil edildiği önemli bir merkez hâline gelmeye başlamıştır.
Bununla birlikte Abaka döneminde siyasî merkez yalnızca Tebriz’den ibaret değildi. İlhanlı hükümdarları yaz aylarında Tebriz çevresindeki alanları, kış aylarında ise daha güneydeki veya batıdaki otlakları kullanabiliyordu. Bu durum, İlhanlı devlet yapısında şehir merkezleri ile hareketli askerî aristokrasi arasında sürekli bir ilişki bulunduğunu göstermektedir.
Abaka döneminin kültürel coğrafya açısından önemli bir diğer merkezi Taht-ı Süleyman’dır. Azerbaycan’da, Meraga yakınlarında bulunan bu saray kompleksi, erken İlhanlı hükümdarlığının sanat ve mimariye yönelik himayesinin önemli örneklerinden biridir. Yapının gösterişli süslemeleri, Moğol saray kültürünün İranî ve İslamî sanat gelenekleriyle karşılaşmaya başladığı bir ortamı yansıtmaktadır.
3. Argun Dönemi: Tebriz’in Çevresindeki Siyasî Ağ
1284 yılında tahta çıkan Argun Han döneminde Tebriz’in merkezî konumu devam etmekle birlikte, İlhanlı siyasî coğrafyası yeniden hareketli bir karakter göstermiştir. Argun’un hükümdarlığı, özellikle doğu ve batı yönündeki siyasî ilişkiler, Memlüklerle mücadele ve İlhanlıların diplomatik faaliyetleri nedeniyle geniş bir coğrafyayı kapsayan bir siyasî hareketlilik meydana getirmiştir.
Argun döneminde Azerbaycan’ın önemi yalnızca askerî bakımdan değil, hükümdarlık ailesinin kültürel ve dinî tercihleri açısından da belirgindir. Erken İlhanlı hükümdarları döneminde Hristiyan toplulukların görece güçlü bir konumda bulunması, Azerbaycan şehirlerini farklı dinî çevrelerin karşılaşma alanlarından biri hâline getirmiştir. Argun’un Hristiyanlığa yakınlığı ve oğullarından birinin Meraga’daki kilisede vaftiz edilmesi, dönemin dinî çoğulculuğunun Azerbaycan coğrafyasındaki izlerinden biridir.
Bu dönemde Tebriz, Meraga ve çevresindeki merkezler arasında oluşan ilişki, siyasî merkez ile kültürel merkezlerin birbirinden tamamen ayrılmadığını göstermektedir. Tebriz idarî ve siyasî ağırlığını artırırken Meraga ilmî ve dinî kurumlarıyla önemini korumaya devam etmiştir.
4. Geyhatu Dönemi: Merkezîleşme Arayışı ve Tebriz’in Ağırlığı
1291-1295 yılları arasında hüküm süren Geyhatu Han dönemi, İlhanlı siyasî coğrafyasının istikrarlı bir merkezî yapıdan ziyade hükümdarın hareketliliği, saray çevresindeki güç mücadeleleri ve mali sorunlarla şekillendiği bir dönemdir.
Geyhatu’nun hükümdarlığı kısa sürmüş olmakla birlikte, onun döneminde Tebriz’in siyasî merkez niteliği devam etmiştir. Bununla birlikte İlhanlı devletinin coğrafî büyüklüğü ile idarî yapının taşıma kapasitesi arasında ciddi bir gerilim bulunmaktaydı. Moğol askerî aristokrasisinin hareketli yapısı ile İran’daki yerleşik idarî sistemin ihtiyaçları arasındaki bu gerilim, sonraki dönemde Gazan Han’ın gerçekleştireceği reformların zeminini hazırlayan unsurlardan biri olmuştur.
5. Gazan Han Dönemi: Tebriz’in Büyük Bir İmparatorluk Merkezine Dönüşmesi
1295 yılında tahta çıkan Gazan Han, İlhanlı siyasî ve kültürel coğrafyasında yeni bir dönemin başlangıcını temsil eder. Gazan’ın İslamiyet’i kabul etmesi, devletin dinî meşruiyet anlayışında önemli bir dönüşüm meydana getirmiş; bu dönüşüm özellikle Azerbaycan’daki şehirlerin mimarî ve kültürel dokusuna yansımıştır. İlhanlı hükümdarlığının önceki dönemlerinde farklı dinî topluluklara yönelik görece hoşgörülü yaklaşım belirgin biçimde değişmiş, İslamî kurumların ve yapıların himayesi devlet politikasının önemli unsurlarından biri hâline gelmiştir.
Gazan döneminde Tebriz, İlhanlı devletinin yalnızca siyasî merkezi değil, aynı zamanda büyük bir kültürel ve ekonomik merkez hâline geldi. Hükümdarın şehirde gerçekleştirdiği imar faaliyetleri, Tebriz’in şehir dokusunu dönüştürdü. Camiler, medreseler, türbeler ve diğer vakıf kurumları, devlet iktidarının şehir mekânında görünürlük kazanmasını sağladı.
Bu dönemin en önemli isimlerinden biri şüphesiz Reşîdüddin Fazlullah’tır. Gazan ve Olcaytu dönemlerinde vezirlik yapan Reşîdüddin, Tebriz’in doğusunda Reb’-i Reşîdî adı verilen büyük bir vakıf ve ilim kompleksi kurmuştur. 1309 tarihli vakfiye, bu kurumun yalnızca bir medrese olmadığını; eğitim, sağlık, dinî hizmetler, sosyal yardım, kitap üretimi ve çeşitli zanaat faaliyetlerini içeren geniş bir kurumlar topluluğu olduğunu göstermektedir.
Reb’-i Reşîdî’nin varlığı, Tebriz’in artık yalnızca hükümdarın bulunduğu bir başkent olmadığını göstermektedir. Şehir, devlet bürokrasisinin, ulemanın, sanatçıların, zanaatkârların ve farklı bölgelerden gelen insanların oluşturduğu karmaşık bir kültürel ekosisteme dönüşmüştür.
Gazan döneminin bir diğer önemli sonucu, İlhanlı kültüründe tarih yazıcılığının ve kitap sanatlarının gelişmesidir. Reşîdüddin’in Câmiʿu’t-Tevârîh’i bu kültürel ortamın en önemli ürünlerinden biridir. Moğol tarihinin İran ve İslam dünyasının tarihsel hafızası içerisinde yeniden yorumlanması, İlhanlı hükümdarlığının siyasî meşruiyet arayışının kültürel bir boyutunu da ortaya koymaktadır. Tebriz çevresinde tarih, tıp ve astronomi alanlarında eser üretiminin artması, şehrin kültürel merkez niteliğini daha da güçlendirmiştir.
6. Olcaytu Dönemi: Tebriz’den Sultaniye’ye Yeni Bir Merkez
Gazan Han’ın 1304 yılında ölümünden sonra tahta çıkan Olcaytu döneminde İlhanlı siyasî coğrafyasında yeni bir merkez ortaya çıktı: Sultaniye.
Olcaytu, Tebriz’in güneydoğusunda, Zencan ile Ebher arasında yer alan geniş ve otlak bakımından zengin bir sahada yeni bir hükümdarlık merkezi kurmaya başladı. Sultaniye’nin seçildiği alanın geniş meraları, özellikle İlhanlı hükümdarlığının göçebe-askerî geleneği açısından elverişliydi. Şehir 1313 yılı civarında önemli yapılarıyla tamamlanmış ve Olcaytu’nun başlıca merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Sultaniye’nin ortaya çıkışı, Tebriz’in önemini ortadan kaldırmamış, fakat İlhanlı siyasî coğrafyasına yeni bir ağırlık merkezi eklemiştir. Böylece XIII. yüzyılın ikinci yarısında Meraga-Tebriz ekseninde şekillenen siyasî merkezlilik, XIV. yüzyılın başında Tebriz-Sultaniye eksenine doğru genişlemiştir.
Sultaniye’nin en önemli anıtı Olcaytu’nun türbesidir. Yaklaşık 50 metre yüksekliğe ulaşan kubbesi ve anıtsal tasarımıyla yapı, İlhanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri kabul edilmektedir. Sultaniye’deki bu mimarî program, hükümdarlığın İslamî meşruiyetini ve hanedan hafızasını şehir mekânı üzerinden görünür hâle getirmiştir.
Bununla birlikte Sultaniye’nin uzun vadede Tebriz’in yerini tamamen alamadığı görülmektedir. Olcaytu’nun ölümünden sonra da Sultaniye bir süre önemini korumuş, fakat sonraki dönemlerde Tebriz yeniden bölgenin doğal siyasî merkezi hâline gelmiştir. Bu durum, İlhanlı siyasî coğrafyasında şehirlerin öneminin yalnızca hükümdarın tercihiyle değil, ticaret yolları, nüfus yoğunluğu, ekonomik bağlantılar ve tarihsel şehir ağlarıyla da belirlendiğini göstermektedir.
II. Tebriz–Meraga–Erdebil–Sultaniye Ekseni ve Kültürel Coğrafya
İlhanlı döneminde Azerbaycan’ın kültürel coğrafyası tek bir şehir etrafında şekillenmemiştir. Tebriz siyasî ve ekonomik merkez olarak öne çıkarken Meraga bilimsel üretim ve erken İlhanlı saray kültürü bakımından; Erdebil dinî ve bölgesel ağlar bakımından; Sultaniye ise yeni hanedan merkezinin mimarî temsili bakımından farklı işlevler üstlenmiştir.
1. Tebriz: İmparatorluk Başkenti ve Kültür Merkezi
Tebriz’in İlhanlı dönemindeki yükselişi, şehrin yalnızca idarî bir merkez olmasıyla açıklanamaz. Şehir, uzun mesafeli ticaret yolları üzerinde bulunması sayesinde Anadolu, Kafkasya ve İran arasında önemli bir bağlantı noktası oluşturmuştur. Bu ekonomik konum, saray ve bürokrasi tarafından gerçekleştirilen imar faaliyetleriyle birleşerek Tebriz’i bölgesel bir metropole dönüştürmüştür.
Reb’-i Reşîdî, bu dönüşümün en somut örneğidir. Reşîdüddin’in vakfı, eğitim ve hayır faaliyetlerinin yanında kitap üretimi ve sanat atölyeleriyle de ilişkilidir. Böylece Tebriz’de saray himayesi, vakıf sistemi ve entelektüel üretim arasında güçlü bir bağlantı ortaya çıkmıştır. (Iranica Online)
2. Meraga: Bilimsel ve Saray Kültürünün Merkezi
Meraga, İlhanlıların Azerbaycan’daki ilk büyük merkezlerinden biri olmasının yanında, bilim tarihi bakımından da özel bir yere sahiptir. Nasîrüddin Tûsî’nin rasathanesi, farklı coğrafyalardan bilim insanlarının bir araya geldiği bir merkez oluşturmuş ve İlhanlı hükümdarlığının bilimsel himayesinin sembolü hâline gelmiştir.
Meraga’nın önemi, Tebriz’in yükselişiyle tamamen ortadan kalkmamıştır. Şehir, özellikle ilmî gelenekleri, verimli çevresi ve tarihsel konumu sayesinde İlhanlı kültür coğrafyasının önemli unsurlarından biri olmayı sürdürmüştür.
3. Erdebil: Şehirden Bölgesel Dinî Merkeze
Erdebil’in İlhanlı dönemindeki rolü Tebriz veya Meraga’dan farklıdır. Şehir, siyasî başkent olmaktan ziyade bölgesel bir dinî merkez olarak gelişmiştir. XIII. yüzyılın ortalarında Şeyh Safiyyüddin İshak’ın doğumu ve daha sonra Safaviyye tarikatının burada gelişmesi, Erdebil’in uzun vadeli tarihî öneminin temelini oluşturmuştur.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, Erdebil’in İlhanlı dönemindeki önemini daha sonraki Safevî siyasî yükselişinin gölgesinde değerlendirmemektir. İlhanlılar döneminde şehir henüz Safevî devletinin merkezi değildir; ancak sonraki yüzyıllarda büyük bir siyasî ve dinî dönüşüme kaynaklık edecek olan yerel tasavvufî ağların oluşmaya başladığı bir sahadır.
4. Sultaniye: Yeni Hanedan Merkezinin Kültürel Temsili
Sultaniye, İlhanlı kültür coğrafyasına diğer merkezlerden farklı bir unsur eklemiştir. Tebriz tarihsel bir şehir merkezinin İlhanlılar tarafından dönüştürülmesiyle yükselirken, Sultaniye doğrudan doğruya hükümdarlık iradesiyle oluşturulan yeni bir merkez niteliğindedir.
Bu nedenle Sultaniye’nin kuruluşu, İlhanlı hükümdarlarının siyasî iktidarı mekân üzerinden yeniden üretme çabasının önemli bir örneğidir. Özellikle Olcaytu Türbesi, yeni merkezin hanedan kimliği ve İslamî hükümdarlık anlayışıyla bütünleştirilmesinin en güçlü sembolüdür. İlhanlı mimarisinin daha sonraki Timurlu ve Babürlü mimarisi üzerinde bıraktığı etkiler de bu yapıların yalnızca yerel değil, İran ve İslam dünyasının daha geniş sanat tarihi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
KAYNAKÇA
Birincil Kaynaklar
Cüveynî, Alâeddin Atâ Melik. Târîh-i Cihângüşâ. nşr. Muhammed Kazvînî. 3 Cilt. Leiden: E. J. Brill, 1912–1937.
Reşîdüddin Fazlullâh-ı Hemedânî. Câmiʿu’t-Tevârîh. nşr. Muhammed Rûşen ve Mustafa Mûsevî. 4 Cilt. Tahran: İntişârât-ı İlmi ve Ferhengî, 1994.
Vassâf-ı Hazret. Târîh-i Vassâf. nşr. Abdülmuhammed Âyetî. Tahran: Bünyâd-ı Ferheng-i İran, 1960.
İkincil Kaynaklar
Amitai, Reuven. “Ghazan, Islam and Mongol Tradition: A View from the Mamlūk Sultanate.” Bulletin of the School of Oriental and African Studies 59/1 (1996), 1–10.
Amitai, Reuven. The Mongols in the Islamic Lands: Studies in the History of the Ilkhanate. Farnham: Ashgate, 2007.
Blair, Sheila S. “Ilkhanid Architecture and Society: An Analysis of the Endowment Deed of the Rabʿ-i Rashīdī.” Iran 22 (1984), 67–90.
De Nicola, Bruno. Women in Mongol Iran: The Khatuns, 1206–1335. Edinburgh: Edinburgh University Press, 2017.
Jackson, Peter. The Mongols and the Islamic World: From Conquest to Conversion. New Haven: Yale University Press, 2017.
Morgan, David. The Mongols. 2. bs. Oxford: Blackwell, 2007.
Spuler, Bertold. The Mongols in Iran: A History of the Ilkhanate. London: Curzon Press, 1985.
Yazar
Efsane Afşar Sayınqala
Stockholm

