GİZLENEN KÖK ATALARIMIZ: SAKA TÜRKLERİ VİDEO

Bu gün, 09:54           
GİZLENEN KÖK ATALARIMIZ: SAKA TÜRKLERİ  VİDEO
Tarih yazımı, egemen güçlerin ve ideolojilerin gölgesinde şekillenen, zaman zaman gerçeğin üzerini örten politik bir araca dönüşebilmektedir. Resmi tarih tezlerinin uzun yıllar boyunca "göçebe ve medeniyetten uzak barbar topluluklar" olarak resmettiği İskitler veya Doğu kaynaklarındaki adlarıyla Saka Türkleri, Avrasya bozkırlarında binlerce yıl hüküm sürmüş kadim bir uygarlıktır. Batı merkezli tarih anlayışı Saka Türklerini ısrarla İran kökenli veya aidiyeti belirsiz topluluklar olarak göstermeye çalışsa da, son yıllarda ortaya çıkan arkeolojik, dilbilimsel ve kültürel veriler bu tezi çürütmektedir. Yapılan titiz araştırmalar ve kaleme alınan eserler, resmi tarihin satır aralarına gizlenmiş olan bu kök atalarımızın gerçek kimliğini, kültürel ihtişamını ve Türk tarihindeki silinmez izlerini gün yüzüne çıkarmaktadır.
Sakalar, M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren Tuna Nehri’nden Çin Seddi’ne kadar uzanan devasa bir coğrafyada at koşturmuş, askeri ve kültürel alanda çağının çok ötesinde bir medeniyet kurmuşlardır. Araştırmalarda vurgulandığı üzere, Sakaların "gizlenmeye" çalışılmasının arkasındaki en büyük neden, onların Avrasya coğrafyasındaki derin kültürel ve teknolojik etkileridir.
Sakalar, maden işlemeciliğinde, özellikle altını adeta bir kumaş gibi işlemede gösterdikleri ustalıkla tanınırlar. Kazakistan’da bulunan ve Sakalar dönemine ait olan "Altın Elbiseli Adam" kurganı (mezar yapısı), bu medeniyetin sadece göçebe hayvancılıkla uğraşmadığını, aynı zamanda muazzam bir devlet organizasyonuna, sınıfsal yapıya ve estetik anlayışa sahip olduğunu ispatlamaktadır. Tarihsel çalışmalar, bu arkeolojik bulguların Türklerin erken dönem uygarlık seviyesini göstermesi bakımından devrim niteliğinde olduğunu belirterek, bu mirasın neden dünya tarih sahnesinden gizlenmek istendiğini deşifre eder.
Saka medeniyetinin gizlenen derinliklerini üç temel sütun üzerinden açıklamak mümkündür:
Sanat Anlayışı (Hayvan Üslubu):
Sakalar, doğaya olan derin bağlılıklarını ve kozmik inançlarını sanata dönüştürmüş bir topluluktur. "Hayvan Üslubu" olarak adlandırılan bu özgün sanat tarzında; geyik, leopar, at, kurt ve kartal gibi yırtıcı ve asil hayvan figürleri stilize edilerek altın, gümüş, tunç ve ahşap eşyalar üzerine işlenmiştir. Bu süslemeler sadece estetik bir kaygı taşımamış; gücü, çevikliği, hürriyeti ve Türk halk inancındaki ruhların Tanrı katına taşınmasını sembolize etmiştir. Kılıç kabartmalarından at koşum takımlarına kadar uzanan bu sanat, kendilerinden sonra gelen Hun ve Göktürk sanatının doğrudan temeli olmuştur.
Kadın Savaşçılar (Amazonlar ve Tomris Hatun):
Batı mitolojisinde hayali birer unsur gibi sunulan "Amazonlar", aslında Saka toplumundaki savaşçı kadınların ta kendisidir. Sakalarda kadınlar, erkeklerle eşit haklara sahip olmanın ötesinde, iyi birer atlı okçu ve savaşçı olarak yetiştirilmişlerdir. Bu geleneğin en görkemli sembolü ise Saka Hükümdarı Tomris Hatun'dur. Tomris Hatun, dönemin en büyük imparatorluklarından biri olan Perslerin yenilmez sanılan kralı Büyük Kiros'u dize getirerek ordusunu zaferden zafere koşturmuştur. Tarihi vesikalar, kadına verilen bu üstün değerin ve kadın hükümdar geleneğinin doğrudan Türk töresinin bir parçası olduğunu vurgulamaktadır.
Esik Kurganı Yazıtları ve Dil:
Dilbilimsel açıdan incelendiğinde, Sakalardan günümüze kalan yer, nehir ve boy isimlerinin yanı sıra kurganlardan çıkan yazıtlar Türkçenin en eski formlarını barındırmaktadır. Özellikle 1969 yılında keşfedilen Esik Kurganı'ndaki gümüş çanak üzerinde yer alan 26 harflik runik metin, Göktürk alfabesinin ilkel bir formudur. Bu yazıt, Türklerin M.Ö. 5. yüzyılda bile gelişmiş bir yazı diline sahip olduğunu kanıtlayarak Batı'nın "Türkler barbar ve yazısızdı" tezini kökten çürütmektedir.
Avrasya bozkırlarındaki bu proto-Türk izlerinin, Avrupa merkezli tarihçiler tarafından kasıtlı olarak görmezden gelindiğini veya çarpıtıldığını belgeler ortaya koymaktadır. Sakaların savaş stratejileri, atlı okçuluk kültürü ve idari yapıları, doğrudan kendilerinden sonra gelen Hun, Göktürk ve Oğuz boylarına aktarılmıştır. Bu durum, Sakaların Türk milletinin biyolojik ve kültürel kök ataları olduğunun en somut kanıtıdır.
Tarih sahnesinden silinmek veya başka milletlere mal edilmek istenen ihtişamlı mirasıyla Saka Türkleri, köksüzleştirilmeye çalışılan bir coğrafyanın en güçlü dayanak noktasıdır. Yapılan güncel tarih araştırmaları, Sakaların göçebe birer bozkır topluluğu olmanın çok ötesinde; yüksek teknolojisi, benzersiz hayvan üslubu sanatı, Tomris Hatun gibi güçlü kadın figürleri ve Esik Kurganı'nda somutlaşan yazı kültürüyle Türk medeniyetinin temellerini atan gerçek kök ataları olduğunu ispatlamaktadır. Onların saklanan tarihini aydınlatmak, sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda Türk milletinin gelecekteki medeniyet yürüyüşüne de ışık tutmaktır.
Kaynak
Bahtiyar Aydın
Sakalar - İskitler: Gizlenen Kök Atalarımız
Resmi Tarihin Örtbas Ettiği Kadim Uygarlıklar, Arkeolojik Bulgular ve İnsanlığın Saklanan Ortak Hafızası. Araştırma-İnceleme Serisi, Genişletilmiş 2. Baskı













Teref.az © 2015
TEREF - XOCANIN BLOQU günün siyasi və sosial hadisələrinə münasibət bildirən bir şəxsi BLOQDUR. Heç bir MEDİA statusuna və jurnalist hüquqlarına iddialı olmayan ictimai fəal olaraq hadisələrə şəxsi münasibətimizi bildirərərkən, sosial media məlumatlarındanda istifadə edirik! Nurəddin Xoca
Məlumat internet səhifələrində istifadə edildikdə müvafiq keçidin qoyulması mütləqdir.
E-mail: [email protected]