GÖÇÜN VE İSKÂNIN BAŞKALDIRAN SESİ: BARAKLI DEDEMOĞLU
Bu gün, 16:14

Türk halk edebiyatı ve aşiret tarihi, konargöçer yaşam tarzının devlet otoritesiyle çatıştığı sancılı dönemlerin izlerini taşır. Sazıyla ve sözüyle bir topluluğun ortak hafızası haline gelen ozanlar, resmi tarihin yazmadığı insani dramları, göç yollarındaki feryatları ve kültürel kırılmaları günümüze ulaştıran en önemli aktörlerdir. Bu aktörler arasında, özellikle Gaziantep-Barak Türkmenlerinin iskân trajedisini merkezine alarak ön plana çıkan isim halk ozanı Dedemoğlu'dur. Hayatına dair kesin biyografik veriler bulunmasa da o, şiirlerindeki tarihsel tanıklıklar ve aşiretinin uğradığı haksızlıklara karşı gösterdiği cesur duruşla klasik bir aşk şairinden ayrışarak bir "iskân ozanı" mertebesine erişmiştir.
Dedemoğlu’nun sanatını ve tarihsel figürünü ön plana çıkaran asıl unsur, Osmanlı İmparatorluğu'nun 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın ilk yarısında uyguladığı zorunlu iskân politikalarına karşı geliştirdiği edebi başkaldırıdır. Ozanın mensubu olduğu Barak ve İlbeyli aşiretleri, Horasan'dan Anadolu'ya göç etmiş ve yüzyıllarca serbestçe yaşamış topluluklardır. Ancak devletin merkezi otoriteyi sağlama ve sınır boylarını koruma amacıyla aşiretleri Rakka, Fırat boyları ve Culap gibi kurak, çöllük bölgelere zorla yerleştirmesi büyük bir yıkımı beraberinde getirmiştir.
Dedemoğlu, bu sürgün sürecinde sadece kendi boyunun acısını değil, iskân edildikleri coğrafyada karşılaştıkları sosyo-kültürel uyumsuzlukları da tüm çıplaklığıyla haykırmıştır. Görselde de paylaşılan ünlü dizeleri bu durumun en somut örneğidir:
"Ömrümde sevmezdim Arap’ı, Kürt’ü / Çekti çadırını karşıma kurdu."
Bu dizeler, bireysel bir nefretin ötesinde; devlet eliyle, aralarında asırlardır coğrafi ve kültürel mesafe olan farklı etnik ve göçebe grupların (Arap aşiretleri, Kürt aşiretleri ve Türkmen boyları) dar bir sınır hattında zorunlu olarak yan yana getirilmesinin yarattığı sosyal çatışmayı ve alan kavgasını özetler. Dönemin bir diğer büyük şairi Karacaoğlan daha lirik, doğa ve aşk temalı şiirler üretirken; Dedemoğlu tıpkı Dadaloğlu gibi toplumsal adaletsizliğin, sürgünün ve aşiret reisleri Firuz Bey gibi liderlerin arkasından yakılan ağıtların sesi olmuştur. Şiirlerinde Osmanlı bürokrasisine gizli ya da açık bir sitem barındıran Dedemoğlu, sazını bir direniş ve hafıza mekanizması olarak kullanmıştır.
Dedemoğlu, salt bir saz şairi olmanın ötesinde, konargöçer Türkmen kültürünün yerleşik hayata geçiş aşamasında verdiği varoluş mücadelesinin en gür sesidir. Zorunlu iskânın yarattığı yabancılaşmayı, çöl ikliminin getirdiği kırımları ve etnik aşiretler arası uyum sorunlarını edebi birer vesika haline getirmiştir. Bugün onun dizeleri, sosyolojik ve tarihsel açıdan incelendiğinde, dönemin toplumsal yapısını anlamamızı sağlayan sözlü tarih kaynaklarının başında gelir. Dedemoğlu; haksızlığa boyun eğmeyen tavrı, toplumsal acıları sahiplenişi ve Barak kültürünün temellerini atan iskân şiirleriyle Türk halk edebiyatının ön planındaki yerini her zaman koruyacaktır.
Kaynaklar
Arsunar, Ferruh (1962). Gaziantep Folkloru, İstanbul: Millî Eğitim Basımevi (Aktaran: Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü - Ahmet Yesevi Üniversitesi).
Öztelli, Cahit (1973). Bektaşî Gülleri, İstanbul: Milliyet Yayınları (Aktaran: Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü - Ahmet Yesevi Üniversitesi).
Yalman, Ali Rıza (Yalkın) (1977). Cenupta Türkmen Oymakları, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları (Aktaran: Türkü Dostları - Feriz Bey Türküsü Derlemesi).
DergiPark Akademik Makale (2019). "Barak İskân Şiirlerinde ve Türkülerinde Osmanlıya Başkaldırı", DergiPark Veri Tabanı.

